İnternet, yaygın olarak algılanan kablo ve uydu sistemlerinin ötesinde, dijital dünyayı koruyan karmaşık bir yapıdır. Bu yapının en kritik bölümü, İnternet Tahsisli Sayılar ve İsimler Kurumu (ICANN) tarafından yönetilen, dijital felaketlere ve fiziksel çöküşlere karşı birer kalkan görevi gören gerçek insanlara dayalı fiziksel bir güvenlik sistemidir. Bu sistemin kalbi, internetin “telefon rehberi” olarak bilinen DNS (Alan Adı Sistemi) yapısının en üst katmanı olan kök bölgesini koruyan, Güvenilir Topluluk Temsilcileri olarak adlandırılan kişilerin elinde bulunan fiziksel anahtarlardır.
Bu sistemde, internetin güvenliğini sağlayan dijital anahtarı üretecek mekanizma, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan ve ICANN tarafından seçilen uzmanlar arasında yer alan bu anahtar sahiplerine dayanmaktadır. Toplamda 14 kişi görev yaparken, sistemin düzgün çalışması için tüm anahtar sahiplerinin aynı anda bir araya gelmelerine gerek duyulmamaktadır. Her bir anahtar sahibi, yüksek güvenlikli banka kasalarında saklanan özel metal anahtarlara sahiptir. Bu anahtarlar, akıllı kartların bulunduğu özel kutuları açarak, internetin kök dizinini yeniden yapılandıracak olan dijital şifreleme anahtarını oluşturmak için gerekli donanım modüllerini etkinleştirir.
Bu olağanüstü güce sahip kişiler, her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen “Anahtar Seremonisi” adı verilen, ABD’nin Virginia ve California eyaletlerindeki yüksek güvenlikli tesislerde düzenlenen, son derece sıkı güvenlik protokollerine sahip toplantılarda görev yaparlar. Tesislere girişler, biyometrik taramalar, retina taramaları ve kartlı geçiş sistemleri gibi çok katmanlı güvenlik önlemleriyle sağlanır. Odalar, dışarıdan herhangi bir elektromanyetik müdahale olmasını engellemek amacıyla Faraday kafesleriyle korunur ve seremide yapılan her eylem, her hareket ve her kelime saniye saniye kaydedilir.
Seremoninin temel amacı, internetin ana kök dizinini imzalayacak olan dijital şifrelerin bir sonraki dönem için geçerliliğini sağlamaktır. Anahtar sahipleri, yanlarında getirdikleri fiziksel anahtarlarla kasaları açarak, içindeki akıllı kartları özel bir bilgisayara yerleştirirler. Bu bilgisayar, internetle veya herhangi bir dış ağla bağlantılı değildir. Kartlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan şifreleme gücü, internetin adresleme sisteminin doğruluğunu teyit eden dijital imzayı oluşturur. Bu işlem tamamlanmadan, internetteki adres yönlendirmelerinin güvenliği garanti altına alınamaz.
Sonuç olarak, bu 7 kişinin sahip olduğu yetki, interneti tek bir tuşla kapatmak yerine, çökmüş veya ele geçirilmiş bir interneti yeniden güvenli hale getirmek için kullanılır. Dünyadaki ana DNS sunucuları büyük bir siber saldırıya uğrarsa veya dijital imzalar çalınırsa, bu anahtar sahipleri fiziksel olarak bir araya gelerek sistemi yeniden başlatabilirler. Bu durum, internetin en tepesindeki güvenliğin, karmaşık algoritmaların ötesinde, fiziksel olarak korunan ve insan gözetiminde olan bir mühürleme sistemine dayandığını açıkça göstermektedir.
