Şevket Akıncı’dan “Camera Obscura”: Türler ve Sesler Arası Karanlık Bir Şölen
Şevket Akıncı’nın yeni albümü “Camera Obscura”, deneysel müzik arenasının cesur ve kararlı bir yapıtı olarak karşımıza çıkıyor. Gitarist, besteci ve eğitimci kimliğiyle tanınan Akıncı, dinleyiciyi 80 dakika boyunca süren 13 parçalık bu albümle karanlık ve distopik bir dünyaya davet ediyor. “Camera Obscura”, türler ve sesler arasında alışılmışın dışında bir deneyim vadediyor.
Volkan Ergen’in prodüktörlüğünde bir buçuk yılda tamamlanan albümün kayıtlarında Erdem Göymen, Demirhan Baylan, Oğuz Büyükberber, Ya-Nung Huan, Dora X, Zeynep Oktar, Mehmet Hecebil, Koro, Diana Degener, İdil Kocabozdoğan, Barış Alp Dönmez ve Yeşim Pekiner gibi isimler yer alıyor. Eserin ilham kaynakları arasında Brian Eno, György Ligeti, John Cage ve Terry Riley gibi önemli müzisyenler bulunuyor.
“Camera Obscura”, melodik ve atonal öğelerin iç içe geçtiği, ani değişimlerle dolu kısa pasajların, şaşırtıcı kontrpuanların ve saykodelik vokallerin yer aldığı fantastik bir ses mimarisi sunuyor. Albüm, new-age soundtrack’lerini andıran ses manzaralarıyla dinleyiciyi farklı bir atmosfere taşıyor. Akıncı, bu albümüyle dinleyicinin aklının ve duygularının sınırlarını zorluyor.
Dalgakıran’dan “Bu Bizim Nazik İsyanımız”: Öfke ve Romantizmin Harmanı
Dalgakıran, 90’ların müzik kültürüyle büyümüş genç müzisyenlerden oluşan yeni bir topluluk. İlk albümleri “Bu Bizim Nazik İsyanımız”, grubun müzikal köklerini yansıtan bir yapıt olarak öne çıkıyor.
Albüm, içinde bulunulan duruma karşı yükselen bir isyanın ve itirazın müziğini sunuyor. Bu nedenle sound sert ve sözler öfke dolu bir figan olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu öfkenin içine gizlenmiş duygusal ve romantik öğeler, Dalgakıran’a özgün bir kimlik kazandırıyor. Şarkıların hikayeleri mitolojiden modernizme, hayalden gerçeğe uzanan geniş bir yelpazede ilerliyor.
Vokal ve gitarda Tunca Baran Bütün, gitarda Canberk Alıcı, basta Deniz Gezgin ve davulda Umut Caner Kuzu’dan oluşan Dalgakıran, bir türe olan bağlılıklarını enstrümanlarına hakimiyetleriyle gösterirken, müziğin modern eğilimlerine de uzak durmuyor. İlk dinleyişte tüm sesler benzer gelebilir, ancak albüm tekrar tekrar dinlendiğinde Dalgakıran’ın özgünlüğü ve dinleyiciyle kurduğu bağ daha belirgin hale geliyor.
