Peride Celal’in “Kurtlar” adlı romanı okuyucuyla buluştu. Roman, kurtlarla çevrili bir dünyayı, kenti ve ülkeyi mercek altına alıyor. Bu kurtlar, vahşi ve saldırgan olmalarının yanı sıra, kalleşlikleriyle de dikkat çekiyor. Uygarlığın tam ortasında, ellerinde silahlarla dolaşan siviller, gençleri kaçırıp işkence eden, hatta öldüren figürler olarak beliriyor.
Romanda, bürokrasiden insanlar, memurlar, avukatlar, doktorlar, komşular gibi çeşitli kesimlerden karakterler kurt figürünü temsil ediyor. Ancak en tehlikeli olanlar, sermaye sahipleri ve onlara hizmet edenler olarak öne çıkıyor. Yazarın, roman boyunca eğitmeye ve dönüştürmeye çalıştığı, köyden gelen genç hizmetkarı da bu kurtlar arasında yer alıyor.
Kurtlar, kalabalık ve her yerdeler. Ancak romanda, umutla yaşayan ve mücadele eden dostlar da bulunuyor: Gazeteciler, yazarlar, çevirmenler, sanatçılar ve devrimciler.
Eser, kurtlarla dolu bir kabustan uyanan bir yazarın hikayesini anlatıyor. Yazar, bir gün ve bir gece boyunca, içinde bulunduğu karanlığın, gençliğinin, evliliğinin, yazarlığının ve ilişkilerinin muhasebesini yapıyor. Yalnızlığının ortasında, yaşlılığının baharında, düş ile gerçeğin iç içe geçtiği bir ortamda, anılar ve hayaletlerle baş başa kalıyor. Her anı, acımasız ve sakınmasız bir sorgulamaya dönüşüyor.
“Kurtlar”, kendini arayan bir kadın yazarın romanı olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda, romanın romanını yazmak isteyen bir yazarın kurtlarla mücadelesini de konu ediniyor. Kendi yaşamından izler taşıyan bir kurgu sunan eser, gerçekliğe yakın olmasına rağmen, gerçeklikten uzaklaşıyor.
