Çiğdem Toker’in “Devletin Cebinden Büyük Simbiyoz” adlı eseri, Tekin Yayınevi etiketiyle okuyucuyla buluştu. Kitap, Yap-İşlet-Devret (YİD) ve Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projelerinin, kamu kaynaklarından herhangi bir harcama yapılmayacağı söylemiyle pazarlanmasına rağmen, “ticari sır” gerekçesiyle gizlenen sözleşmelerini ilk kez gün yüzüne çıkarıyor.
Gazeteci-Yazar Çiğdem Toker’in kaleminden çıkan “Devletin Cebinden-Büyük Simbiyoz”, otoyol, havalimanı, tünel gibi büyük ölçekli projelerin arkasındaki politik ve ekonomik dinamikleri, devlet ile inşaat sektörünün karşılıklı çıkar ilişkisini deşifre ediyor. Kitap, iktidara yakın şirketlerin, döviz endeksli garantilerle neredeyse sonsuz bir refah anlaşması yaparak nasıl zenginleştiğini ve bu süreçte emeklilerden öğrencilere, işçilerden işsiz gençlere kadar geniş bir kesimin nasıl bedel ödediğini inceliyor.
Kitapta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden dahi saklanan sözleşmelerin taslak ve onaylı nüshalarından bölümler yer alıyor. Bu belgeler, şirketlere sağlanan döviz güvencelerinin, Amerikan enflasyonuna bağlı ödemelerin ve yıllar içinde mevzuata aykırı ek sözleşmelerle genişletilip gizlendiğini ortaya koyuyor. Sayıştay’ın bile erişmekte zorlandığı bu sözleşmeler, ilk kez “Devletin Cebinden” aracılığıyla kamuoyuna sunuluyor.
Çiğdem Toker, kitabında eski Hazine’den sorumlu Bakanı Ali Babacan ve eski Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı ile yaptığı röportajlara da yer veriyor. Ali Babacan, YİD ihalelerinin açık ve şeffaf yapılmadığını, bu nedenle yüksek maliyetli olduğunu belirtirken, inşaat sektörünün siyasetin finansmanında önemli bir rol oynadığını ifade ediyor. İbrahim Çanakcı ise 2011 yılından sonra rant elde etmeye yönelik modelin yaygınlaştığını söylüyor. Ayrıca, CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz da AKP dönemindeki yolsuzluk iddialarına ilişkin çarpıcı bilgiler veriyor.
“Devletin Cebinden”, sadece gizli tutulan belgeleri ortaya çıkarmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’deki politikanın rant ilişkisini, iktidarın inşaat şirketleriyle kurduğu bağı ve bu ilişkinin halkın cebini nasıl etkilediğini de inceliyor. Toker’in uzun yıllara dayanan araştırmalarıyla şekillenen kitap, bir hesap verme çağrısı niteliği taşıyor. Kitap, halkın cebinden çıkan her kuruşun, halktan gizlenen sözleşmelerle şirketlere aktarılmasının sadece ekonomik bir sorun olmadığını, aynı zamanda demokrasi, adalet ve emek mücadelesinin merkezinde yer alan bir sınıf meselesi olduğunu vurguluyor.
