VakıfBank Kültür Yayınları, Galsan Tschinag’ın kaleminden çıkan “Beyaz Dağ” adlı romanı yayınladı. Bu eser, yazarın “Mavi Gökyüzü” ve “Gri Yeryüzü” adlı kitaplarından sonra gelen serinin sonuncusu olma özelliğini taşıyor. “Beyaz Dağ”, Moğolistan’ın uçsuz bucaksız bozkırlarında, geleneksel göçebe yaşam tarzını benimseyen bir topluluk içinde büyüyen Dshurukuwaa’nın yaşam öyküsünü anlatıyor.
Roman, sosyalist modernleşmenin etkisiyle zorunlu eğitime tabi tutulan Dshurukuwaa’nın, atalarından kalma inançları ile modern dünyanın dayattığı yaşam biçimi arasındaki çatışmalarla dolu mücadelesini konu alıyor. Bu iki farklı dünyanın etkisi altında kalan genç kahraman, kimlik ve aidiyet arayışına girerek hem bireysel gelişimini tamamlamaya çalışıyor hem de hayatına yön verme arzusunu taşıyor.
Ömer Yasir Öngenli’nin Türkçeye kazandırdığı “Beyaz Dağ”, serinin önceki kitaplarında okuyucunun tanıdığı çoban çocuğunun ergenlik döneminde yaşadığı içsel çatışmaları derinlemesine inceliyor. Kuzey Moğolistan’daki Altay Dağları’ndaki topraklarından koparılarak bir şehir merkezinde eğitim almak üzere gönderilen Dshurukuwaa, halkının geleneksel göçebe yaşamı ve şaman inançlarıyla, sosyalist sistemin sunduğu modern idealler arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Galsan Tschinag, bu romanında da Moğol Altay Dağları’nın yüksek yaylalarında yaşamını sürdüren Tuva halkının kültürel zenginliklerini, geleneklerini ve farklı kimliklerin karşılaşmasıyla ortaya çıkan etkileyici yüzleşmeleri ustalıkla aktarıyor.
Kitaptan bir alıntı, kahramanın içinde bulunduğu karmaşık durumu özetliyor: “Şimdi önümde vermem gereken bir karar var: Bu saatin sonunda hem gün hem de ay değişecek ve takvim doğum günümü gösterecek. Şimdiye dek yaşım sorulduğunda verdiğim cevap, o anki ruh hâlime ve arzuma göre 14 ila 17 arasında değişirdi. Fakat artık kesin olarak 15 yaşıma basacağım. Ne çocuk ne de yetişkin sayıldığım o ara dönem resmen sona erecek; çağımın eksiksiz bir tanığı olacağım… Engellerin tümünü aşacak, tüm zincirlerden kendimi kurtaracağım. Sınıfımdaki, okulumdaki ve mensubu olduğum klandaki özel konumumun daima farkında olacağım. Hep dağları aşmayı hedefleyip, vadilerde değil, zirveye giden yollarda ilerleyeceğim. Kalabalıklardan ayrı, yalnız olacağım bir zirveye ulaşacağım.”
Galsan Tschinag, 26 Aralık 1943’te Batı Moğolistan Altay Dağları’nda doğdu. İlk şiirlerini yatılı okulda öğrenciyken yazmaya başladı. 1962’de Eski Doğu Almanya’da Alman dili ve edebiyatı eğitimi almak üzere Leipzig’e gitti. 1968’de mezun olduktan sonra Moğolistan Ulusal Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Moğolistan’ın ilk Germanisti olarak Almanca dersleri verdi ve hükümet tercümanlığı görevini üstlendi. 1992’de Adelbert von Chamisso ödülünü aldıktan sonra eserleri birçok dile çevrildi ve edebiyat alanında uluslararası ödüller kazandı. Halen Ulanbaatar’da bağımsız yazar olarak yaşayan Tschinag, yaz aylarını Tuva halkıyla birlikte Altay Dağları’nda geçiriyor.
