Türk edebiyatının büyük ustası Aziz Nesin’in ölümsüz eseri “Hadi Öldürsene Canikom”, Vigor Kültür Sanat yapımıyla yeniden tiyatroseverlerle buluşuyor. Barış Dinçel’in yönetmenliğini üstlendiği ve dekor tasarımını da gerçekleştirdiği bu prodüksiyonda, sahneye Günay Karacaoğlu, Zeynep Kankonde ve Bülent Alkış çıkıyor.
Oyun, modern insanın kalabalıklar içindeki derin yalnızlığına ışık tutuyor. Bir apartman dairesinde yaşayan iki yaşlı kadın, Siyen ve Diha’nın birbirine yaslanan günlük rutinleri, bir “havagazı memuru”nun gelişiyle beklenmedik bir çekişmeye dönüşüyor. Eser, günümüz dünyasının kronikleşen yalnızlık ve sevgisizlik problemlerini keskin bir mizah anlayışıyla ele alıyor.
Aziz Nesin, kaleme aldığı hikayelerde her zaman gülünç durumların ardındaki trajik ve acı gerçekleri ustalıkla ortaya koymuştur. Seyirciyi güldürürken aynı zamanda düşündürmeyi hedefleyen Nesin, bu eserinde de insanların toplumsal yalnızlığını, çaresizliğini, korkularını ve hüzünlerini trajikomik bir dille işliyor. “Hadi Öldürsene Canikom” bu yönüyle, kahkahaların ve hüznün sürekli yer değiştirdiği bir deneyim sunuyor.
Oyuncular, bu eserin sahneye taşınma sürecine dair önemli görüşler aktarıyor. Zeynep Kankonde, Siyen ve Diha karakterlerinin aslında birbirinden çok da farklı olmadığını, yaşlılık ve sevgisizlik temalarının zamandan bağımsız olduğunu vurguluyor. Kankonde’ye göre bu iki kadın, modern dünyanın acziyetle yalnızlaşmış, dış dünyadan kopmuş bireyleri. Pandemi süreciyle hepimizin deneyimlediği yalnızlık, bu karakterleri anlamayı daha da kolaylaştırıyor. Rutubetli bodrum katında birbirlerine hem yoldaş hem de çatışma noktası olan bu kadınlar, kara mizahın en çarpıcı örneklerinden birini sergiliyor.
Siyen karakterine hayat veren Günay Karacaoğlu, karakterinin eski, görkemli bir hayatı geride bırakmış, şimdi ise yalnızlığa mahkum kalmış bir İstanbul sakini olduğunu ifade ediyor. Kendi yalnızlığını oyunlarla örtbas etmeye çalışan Siyen, komşusuyla kurduğu ilişkiyle yaşamaya devam ediyor. Karacaoğlu, oyunun her seyircide farklı bir duygu uyandırabileceğini, dolayısıyla tek bir mesajla açıklamanın doğru olmadığını belirtiyor.
Yönetmen Barış Dinçel ise, Aziz Nesin’in bu eserinin yazarın elli yaşındayken kaleme aldığı, çocuksu hınzırlığını ve kıvrak mizah zekasını yansıtan bir metin olduğunu dile getiriyor. Oyunun, yaş almış ancak içlerindeki çocuğu korumuş iki kadının hayatla muzip dansını anlattığını belirten Dinçel, eser aracılığıyla yalnızlık, yaşlılık ve mesleki hiyerarşi gibi konulara dair güncelliğini koruyan sorular sorduğunu ekliyor.
Havagazı memuru karakterini canlandıran Bülent Alkış, Aziz Nesin’in bu oyununun evrensel bir dil içerdiğini vurguluyor. Nesin’in kaleminin dengeli ve matematiksel bir eser ortaya koyduğunu ifade eden Alkış, metnin yüzeyde komik olaylar gibi görünse de derinlemesine incelendiğinde insan ruhunu ne kadar iyi anladığını gösterdiğini belirtiyor. Alkış’a göre havagazı memuru bir karakterden ziyade bir sembol, diğer karakterler de birer kod. Yalnızlaştırılmış insan, tüm hayatını bir hayale adamış ve sonunda başını sokabileceği bir evden başka bir şeyi kalmamış birey gibi temalar, oyunun 70’lerde yazılmış olmasına rağmen 2050’ye kadar geçerliliğini koruyan evrensel mesajlar taşıdığını gösteriyor.
“Hadi Öldürsene Canikom”, izleyiciye yanındaki insanların hayatlarına dokunmanın ve onları fark etmenin önemini hatırlatan derinlikli bir yapım olarak sahnedeki yerini alıyor.
