0
Efruz Tezcan
Latest posts by Efruz Tezcan (see all)

Son günlerin önemli sanat olayları hakkında Netflix yapımı Don’t Look Up filmi dikkat çekiyor. Özellikle internette meşhur olmayı başardı. Ancak sanki film tam da internetin bu şekilde kullanılmasına dönük bir eleştiri içeriyor gibi.

Don’t Look Up Bir Eleştiri mi?

Don’t Look Up’ı beğenenler filmin mükemmel bir sistem eleştirisi olduğunu ifade ediyor. Filmin konusu temelde dünyayı yok edecek olan bir kuyrukluyıldızın insanlar tarafından yeterince ciddi bulunmaması.

Evet, günümüzde özellikle internet ortamında her şey eğlenceye odaklanmalı. En feci olaylar bile şaka amacı taşımalı ve bunun esprisi yapılmalı. Kılıfı da “izahı olmayan şeylerin mizahı olur” olmalı.

Bu çok büyük bir sorun olmakla birlikte filmin geneline bakıldığında kaba bir vodvil olmaktan öteye gitmediği görülüyor. Zaten film, eleştirisini yaptığı sosyal medyada tam da eleştirisini yaptığı şekilde “gündem” oldu. Kullanıcıların filmi yine bir eğlence nesnesi haline getirmeleri esasında bir şeylerin hep fasit kaldığını gösteriyor.

Don’t Look Up keyifli zaman geçirmek için ideal olabilir ama filmden hareketle sistem eleştirisi yapıyor demek eleştiri tanımının tam anlaşılmadığını ifade eder.

Eleştiri yapmak demek doğrudan bir şeyleri açıktan ikaz etmek değil, ona sebep olan durumların ortaya koyulması demektir. Örneğin ABD Başkanın neden filmde öyle olduğunu sorgulamak yerine bir tür kendi kişiliği olarak yansıtılması bir şeyleri gözden kaçırmak anlamına gelir. Sürekli olarak tüketime alıştırılan ve devamla her zaman gelip geçici istekler peşinde olmaya odaklanan bir toplum neden bunun ötesine geçmiş olsun ki? Aynı zamanda sistemin işleyişi her şeyin eğlenceli olarak görülmesini sağlamak değil mi?

Benzer İçerik:  7. Sanat Sinema’nın Seyredilmesi Gereken Seçkin Örnekleri

Bu konuyu Neil Postman Televizyon Öldüren Eğlence kitabında yıllar önce işlemişti. Zamanımızın televizyonu ise bilgisayar ve telefonlar. Hepsi her şeyi ana bağlamından kopararak tekil olaylar haline getirmek için piyasada bulunuyor. Filmde, bu teknolojiyi geliştiren BASH isimli firma da eleştiriliyor görünüyor. Ancak yapılan eleştiri aslında BASH’ın CEO’sunun kişiliğine indirgeniyor. Hal böyle olunca da insanların neden amaçsız kılındıklarına değinilmiyor.

Kuyruklu Yıldız Altında

1910 yılında Hüseyin Rahmi tarafından yayımlanan Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç aynı konuları işlemişti. Üzerinden 100 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen kitapta işlenen konular günümüz insanının ilgisini çekmemiş olacak ki Don’t Look Up gibi bir film izlenmesi gerekiyordu. Gürpınar, söz konusu kitabında insanların umursamazlığını, hurafeleri, tıkanan sistemi gayet güzel bir dil ile aktarıyordu. Söz konusu durumdan çıkışı da İrfan Galip karakteri üzerinden işlemişti.

Genel olarak Don’t Look Up bir film olarak değerlendirildiğinde başarılı sayılabilir. Ancak etkili bir sistem eleştirisi, hele günümüz Türkiye’sini anlatan bir yapım olarak değerlendirilmesi son derece hatalı olur. Çünkü sistemsel eleştiri yapmak her zaman sistemi oluşturan etmenleri görmeyi ve isimlerden bağımsız olarak davranmayı gerektirir. Bu sistemi oluşturanlar sadece politikacılar değil, onları bir şekilde seçen veya kabul eden kişilerin “eğlence” anlayışıdır.

bu yazıyı oylayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

Yorumlar

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Daha Fazla Dosya