0

Yaşamın sadece gelecekte yaşanacaklardan değil, büyük çoğunluğunun geçmişte kalan yaşanmışlıklardan oluştuğunu anlamak önemli bir olgunluk gerektirir. Bu olgunluğa eriştiğinizde ise geçmişin sanki hiç yaşanmamış gibi gerçek olduğunu anlayabilirsiniz. J.J.’lerin Evinde geçmişinizden bir şeyler bulmanıza bu noktada yardımcı olabilir.

Geçmiş Şarkıların Yankısı

Edebiyatta minör ve major olarak yapılan bir ayrımdan yola çıkılırsa major edebiyatın “büyük büyük meseleleri” konu aldığını belirtmek gerekir. Örneğin Stendhal’in ya da Dostoyevski’nin neredeyse tüm eserleri bu kapsamdadır. Çünkü onlar karakterler nezdinde aslında bir toplumu ya da büyük bir tarihi gösterme çabasındadır. Major edebiyat büyük kanonik eserler olarak tarihte yerini alır. Ancak yaşamın büyüklüğünü oluşturan da küçük olaylardır.

Bu bakımdan minör edebiyat daha öznel daha kısıtlı bir alanda gibi görünür. Ama tüm gücünü de bu yaklaşımından alır. İç sesi duymaya, bireyin düşüncelerinin başka kişilerin de sesi olduğunu anlatmaya çalışmak minör edebiyatın çok güçlü bir edebiyat olduğunu gösterir.

Gökhan Ağzıkara’nın kaleme aldığı J.J.’lerin Evinde tam olarak bu şekilde, okuru küçük gözüken ama hiç de küçük olmayan meseleler üzerinde durmaya sevk ediyor. Yaşam, yalnızlık, arkadaşlık, aşk, müzik, sanat son derece minör ama etkileyici bir sesle okura anlatılıyor.

Romanın isimsiz anlatıcısının yetişme dönemine kitapla birlikte bir bakış atıyoruz. Annesinin vefatı yüzünden onun yokluğunu hep hisseden anlatıcımız, kendisinden kat be kat eşinin yokluğunu duyan babası ile bir kasabaya taşınıyor. Kasabada ise anlatıcımız başta J.J. olmak üzere hayatında unutulmaz izler bırakacak arkadaşlarıyla tanışıyor.

Benzer İçerik:  Haftanın Yeni Çıkan Kitapları

Günümüzde arkadaşlık veya sevgi bağları her ne kadar klişe veya yavanlaşmış gibi görünse de J.J.’lerin Evinde hayatta asıl önemli olanların bunlar olduğu üzerinde duruyor. Gelecekten geçmişe bakarak anılarını aktaran anlatıcımız, yaşadığı olayların ne kadar güzel ve unutulmaz olduğunu gösteriyor. Aslında herkesin içine düştüğü gibi bir şeyler yaşarken farkına varılmayan güzelliklerin en acı tarafı üzerinden çok uzun zaman geçerek asıl güzelliklerini ortaya çıkarmış olmaları. Bunu da anlatıcımız geçmişine dönerek, sakin ancak etkileyici bir şekilde gösteriyor.

Geçmiş, bazıları için geçmişte kalsa da bazıları için ise tekrar tekrar anımsanan ve yaşanan bir zaman dilimi. Zamanın akışında belki de insan kendisini kendisi yapan isimleri, olayları veya yaşananları unutmamak, yani kendisini unutmamak için geçmişini korumak zorunda kalıyor. Kitabın anlatıcısı J.J. ve diğer arkadaşları ile birlikte nasıl da yalnızlığı, mutluluğu, bir arada olmayı, sanatı, hüznü, müziği keşfettiğini anlatıyor. Bunu yaparken de sadece bir anı anlatıcısı gibi değil, kendisinde kalan izdüşümler ekseninde tamamlıyor.

Kitabın konusunda da önemli bir yerde olan müzik ise neredeyse her sayfada karşınıza çıkıyor. İyi müziğin iyileştirici gücünün gösterildiği sayfalar, anlatılan hikaye ile birleştiğinde çok daha fazla anlam kazanıyor. The Smiths, Cohen ve nicesi sadece isim olarak kitapta yer almıyor. Hem anlatıcının hem de o anki yaşanan olayın etkilerinin bir yansıması olarak beliriyor. Bu yüzden kitabı okurken bahsedilen şarkıları da dinlerseniz şarkıların neden o an orada olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.

Bir insanın yetişmesi belki kendiliğinden oluyor gibi gözükse de aslında konu üstüne düşünenler bunun hiç de böyle olmadığını bilebilir. J.J.’lerin Evinde de tam olarak bunu düşünmenizi sağlıyor. Kaybettiklerimiz her zaman bir “kayıp” mıdır yoksa aslında çoktan yaşamımıza etki etmiş, her zaman olmasa bile hafızamızdan silinmeyecek şekilde hatırlamamızı sağlayacak izler bırakmış “kazançlar” mıdır?

Benzer İçerik:  Ukrayna Krizini Anlamak: Kapsamlı Okuma Rehberi

Keyifli bir Brautigan anlatısı okur gibi hissedeceğiniz J.J.’lerin Evinde kaybettiğimizi sandığımız şeylerin aslında ne kadar bizi biz yapan şeyler olduğunu gösteriyor.

“Her şey değişir. Her şey geçer. Her şey başlar ve biter. Hayat bir nehrin içinde süzülüp gitmekten, taşlara ve yosunlara takılıp kalmaktan da ibarettir. Bazen takılıp kalmak, geçip gitmekten daha önemlidir.”

Kitabı almak için buraya bakabilirsiniz.

bu yazıyı oylayın!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

Yorumlar

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Daha Fazla Kitap