0

Türk aydını, kavramsal bir süreçte gelişmemiş, “organik” bağlara sahip olmayan, ikame edilmiş bir durumdadır. Her fırsatta gericilik ve tutuculuk konusunda muadillerini kıskandıracak çıkışlar yapar. Bunun en son örneği Sevan Nişanyan örneğinde görüldü.

Aydın Tipolojisi

Sevan Nişanyan en son Kadir Mısıroğlu hakkında yaptığı çıkış ile gündem oldu. Mısıroğlu’nun “ahlaklı ve davasına inanmış adam” olduğunu söyledi. Hatta Kemalistleri eleştirirken Mısıroğlu’nun ne kadar haksızlığa uğradığını da belirtti.

Buradaki temel sorun Türk aydınının temel çıkmazına işaret ediyor. Aydın tanımı gereği hep ilerici olmak zorundadır aksi halde aydın değil, sadece kitap okuyan birisi olur. Dolayısıyla her kitap okuyan aydın olmaz. Aydın risk alandır ve bu riskleri çoğu zaman hayatı pahasına taşır.

Nişanyan örneğinde olduğu gibi bir şeyin eleştirisi yapmak için onun karşıtını savunmaz. Kemalizm özellikle 1980 sonrasında faşist bir ideolojiye dönüştürülmeye çalışılmıştır. Ancak Kemalist ideoloji eleştirisi gericiliği överek yapılmaz. Kemalist ideolojinin neden sorunlu olduğu, gericilerin övgüsü ile değil, sorunların “ilerici” bir şekilde çözülmesini gerekli kılar.

Aydın kendisini sürekli geliştiren kişi olmasına rağmen Türk aydının tipik sorunu olduğu yerde saymaya devam etmesidir. Öyle ki Kemalist ideolojinin eleştirilmesi için “geriye” bakıp “geriden” bir şeyler çıkarmaya çalışır. Bu bakımdan aydın kişi, gericiliğin ve bunu yayan hiç kimsenin övgüsünü yapmamalıdır. Kadir Mısıroğlu tutarsız tarih savları ile kendisi gibi pek çok neslin yetişmesine neden olmuştur. Dolayısıyla kendisinin övgü düzülecek bir tarafı yoktur, gericiliği yaydığı ve “popüler” hale getirdiği için eleştirilecek pek çok tarafı vardır.

Benzer İçerik:  Kitap Fiyatlarının Artmasından Kim Sorumlu?

Nişanyan, aydın görünümü altında gericiliğin baskısı altındadır ve gericilik sadece dinsel ideolojik sapmalar ile mümkün değildir. Nişanyan’ın sözlerinden gerici saflarda çoktan yer almaya başladığı görülebilir. Çünkü aydın olmak net olmak demektir ve net olduğunda aydının gericiliğe karşı kesin tutum takınması gerekir.

Post modern zamanlar “her şeyin olabileceğini” ve “mutlak yargıların iflas ettiğini” öğretiyor. Fakat mutlak yargı yaşamı devam ettirmek için çok önemlidir. Özellikle mutlak yargı duyulmayan durumlarda hiçbir şey düşünememeye ya da Nişanyan’da olduğu gibi muazzam bir kafa karışıklığına yol açan modern zamanlar, sadece olduğu yerde aydının donmasına neden olur. Aydın ise ileriye doğru gidemiyorsa artık çoktan aydın olmaktan çıkmıştır.

bu yazıyı oylayın!
[Toplam: 2 Ortalama: 5]

Yorumlar

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Daha Fazla Dosya