Gökhan Akçura’nın kaleminden çıkan “Geçmiş Zaman Sesleri” adlı eser, Oğlak Kitap etiketiyle okurlarla buluştu. Bu çalışma, İstanbul’un sadece görsel bir şölen sunmadığını, aynı zamanda tarihin farklı dönemlerinde yankılanan zengin bir sesler dünyasına sahip olduğunu gözler önüne seriyor.
Genellikle İstanbul denildiğinde akla gelen huzurlu manzaralar ve nostaljik siyah-beyaz kareler, şehrin dingin bir geçmişe sahip olduğu yanılgısını yaratabilir. Ancak Gökhan Akçura, titiz araştırmalarıyla bu sessizlik perdesini aralayarak, İstanbul’un aslında hiç susmadığını, aksine daima hareketli ve gürültülü bir yaşamın merkezi olduğunu kanıtlıyor. Kitap, sokaklarda yankılanan manilerin, seyyar satıcıların çağrılarının, sokak müzisyenlerinin melodilerinin, gramofonlardan yükselen nağmelerin ve radyoların cızırtılı seslerinin izini sürüyor. Bu unsurlar, şehrin geçmişinde önemli bir yer tutan ve gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olan akustik bir tablo çiziyor.
İstanbul, seslerin adeta birbirine karıştığı, farklı yaşamların kapılarını açıp bıraktığı bir kakofoni yumağı olmuştur. Sessizliği arayanların, başkalarının radyo seslerinden veya hoparlörlerin gürültüsünden rahatsız olanların homurdanmalarına rağmen, kimse bu şehrin gürültülü ve hareketli yaşamından tam anlamıyla kopamamıştır. Zira büyük bir metropolün nabzı, onun sürekli değişen ve gelişen sesleriyle atar.
“Geçmiş Zaman Sesleri”nde Gökhan Akçura, bizi çağlar boyunca uğuldayan bu kadim şehrin sokaklarına, mahallelerine taşıyarak, unutulmaya yüz tutmuş seslerin peşinden sürükleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Eser, şehrin kültürel ve sosyal dokusunu sesler üzerinden anlamlandırmaya davet ediyor. Bu yayın, Oğlak Yayınları’nın İstanbul’un ve yakın tarihin kültürel belleğini koruma ve gelecek nesillere aktarma misyonunun önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
