0

Bu hafta raflarda alan kitapları sizler için bir araya getirdik. Gözden kaçırmamanız gereken kitaplar okurlara özel bir okuma deneyimi sunuyorlar.

Savaş Sonrası Alman Edebiyatı – Hermeneutik ve Alımlama Estetiği Odaklı Karşılaştırmalı Çözümlemeler

İnsanlık tarihinin en acı sayfalarından biri İkinci Dünya Savaşı dönemidir. Savaşın hem sorumlusu hem de mağlubu olan, Nasyonal Sosyalistlerin idaresindeki Almanya, dışarıdan görünen askeri gücünün ve ürkütücülüğünün arkasında büyük bir insanlık dramına sahne oluyordu. Bu dram, Nazi Yönetiminin etnik düşmanlık beslediği topluluklarla sınırlı değildi. Alman halkı da savaş döneminin tüm zorluklarını, özellikle ittifak güçlerinin müdahalesi sonrası yaşamaya başlamıştı. Satır aralarında ise Adolf Hitler yönetimindeki baskı rejiminin, kendi insanına savaş öncesi ve esnasında yaşattığı büyük sıkıntılar okunabiliyordu. Alman halkı, müttefik güçlerin zaferiyle sonuçlanan savaşın ardından da suçluluk, açlık, sefalet ve kayıplar ile çok zor günler geçiriyordu. Dış dünyalarında ve bedenlerindeki yıkımların, kayıpların, yeni dönemde bir şekilde giderilmeye çalışılmasına tanık olmalarına rağmen, dönem insanının geriye alamadığı kaybı ve yıkımı iç dünyasındaydı. Maddi ve manevi olarak içine düştükleri buhranı edebiyata yansıtan dönemin yazarları, geleceğe ders niteliğinde bir miras bıraktılar. Savaş Sonrası Alman Edebiyatı, edebi özelliklerinin yanında tarihi belgeler dizgesi olma niteliğiyle de önemlidir. Savaş sonrası öykülerinin barındırdığı anlam katmanlarının ve boşluklarının, okurun alımlama ve yorumlama gücüyle çözümlenmesi, dönemin anlaşılmasında büyük önem arz etmektedir. Edebiyat metni, yazarının elinden çıktıktan sonra durağan halde, kendisini yeniden hayata döndürecek kahramanını bekler. Metnin yolunu gözlediği o kahraman; okurdur.

Benzer İçerik:  Neşet Ertaş'ı Yakından Tanımak İsteyenlere

(Tanıtım Bülteninden) 200 s.

Anadolu Sahası Masal ve Efsanelerinde Yılan – Şahmaran

Şahmaran, Anadolu ve yakın coğrafyadaki kültürün zenginliğidir.Anadolu insanının inançlarında oldukça önemli olan yılan ve yılanların şahı Şahmaran, başta efsaneler olmak üzere masal ve diğer anlatı türleriyle nesilden nesile aktarılarak günümüze ulaşmıştır.
Bitkilerin dilinden anlayan, bu sayede pek çok hastalığa çare bulan Şahmaran, bir yönüyle bir halk hekimidir. O, yılanın gizemini, kadının sevgisini yansıtır. Korur, gözetir, ama bir şeyleri saklar.
Bu kitap yılan ve Şahmaran’ın masal ve efsaneler başta olmak üzere inanışlarda, hayatın içinde nasıl ele alındığını kapsamlı bir şekilde ortaya koymayı ve Şahmaran’ın gizemini araştırmayı amaçlamaktadır.

(Tanıtım Bülteninden) 504 s.

Jacques Prevert: Yaşamı – Sanatı – Şiirleri

O, “Toplumsal umudun ve sevgi baladlarının ozanı”,
O, “Yaşama ve aşka övgünün ozanı”,
O, “Üstgerçekçiliğe hakiki bir halk deyişi getiren ozan”,
O, “İnsana en yakın ozan
A. Kadir Paksoy (önsözden)

(Tanıtım Bülteninden) 144 s.

Hastalık Hastası Kiralık Katil

Bay Y. kiralık katil olarak aldığı son işi bitirmek zorunda… Zorunda, çünkü parasını peşin aldığı bu işi bitirmek onun için ahlaki bir zorunluluk, zira kendisi Kantçı ahlak sahibidir. Ne ki önünde aşması gereken tek bir sorun var: Bay Y.’nin sadece bir günlük ömrü kaldı…

Ya da iki.

Hastalık hastası kiralık katil Bay Y. neredeyse doğduğu günden beri, her akşam, ertesi günü göremeyeceğinden emin olarak yatağına girer. Zira o kadar çok hastalığa yakalanmıştır ki… Ayrıca kronik bahtsızlıktan da mustariptir. Her şeyini mesleğine adamış, yalnızlığını edebiyat ve felsefe dünyasının hayali, psikolojik veya büyük fiziki acılar çektikleri bilinen Poe, Proust, Voltaire, Tolstoy, Molière gibi meşhur hastalık hastalarının hayat hikâyeleriyle gidermeye çalışmıştır. Bu son işinde hedefini uzun süre takip eder, sıra son darbeye gelir. Ama her seferinde kronik makus talihi ya da nadir semptomlar araya girer. Bay Y. her başarısız girişimden sonra yeni yöntemlere başvuracak, bu arada hayatlarını okuduğu meşhur hastalık hastalarıyla şaşırtıcı ortak yönlerini ifşa edecektir…

Benzer İçerik:  Gözden Kaçırılmayacak Yeni Kitaplar

“[Proust] o kadar uzun seneler boyunca öleceğini haber vermişti ki, artık ne dostları, ne eleştirmenleri, ne yayıncısı ne de okurları ona inanıyorlardı. Ama, onların güvensizlikleri ve şüpheciliklerine rağmen, Bay Proust sonunda öldü.

Hekimi bir bronşit atağından olduğunu söyledi. Ölümünün vertigolardan, kulak iltihabından, üremiden, gripten, yüz felcinden, kalp enfarktüsünden, bir beyin tümöründen ve kayıp zamanı bulmayı başaramamaktan olduğu bilinir. Kör talihinin peşinden ayrılmadığı o yıllar boyunca, Bay Proust hastalıklardan asla korkmadı. Korktuğu tek şey, aynı benim gibi, eserini tamamlamadan önce ölmekti.”

(Tanıtım Bülteninden) 160 s.

bu yazıyı oylayın!
[Toplam: Ortalama: ]

Yorumlar

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla Haber