Şaziye Karlıklı’nın kaleminden çıkan ve Doğan Kitap etiketiyle okurla buluşan “Resmi Aşk Taciri Lüks Nermin” adlı eser, Türkiye’nin 1950’li yıllarına ışık tutan çarpıcı bir anlatı sunuyor. Bu roman, dönemin siyasi, diplomatik ve devletin en mahrem katmanlarıyla iç içe geçmiş, kadın ve çocuk bedenleri üzerinden kurulan karanlık ağların merkezindeki Lüks Nermin figürünü ele alıyor.
Eserde ortaya konulan ağlar, yalnızca yeraltı dünyasının bir parçası olmaktan öte, güç sahiplerini koruyan, gerektiğinde bir piyonu feda ederek sistemin kendini aklamasını sağlayan karmaşık bir yapıya işaret ediyor. Bu durum, dönemin iktidar ilişkilerinin derinlemesine bir çözümlemesini sunuyor.
Gerçek adı Şaziye Topçu olan Lüks Nermin’in hayatı, yoksul bir çocukluktan Beyoğlu’nun en güçlü patroniçelerinden birine uzanan baş döndürücü bir yükselişi ve ardından Sultanahmet Cezaevi’ne varan sarsıcı bir düşüşü barındırıyor. Nermin’in evi, sadece bir mekan olmanın ötesinde, “mühim adamların” ve “hacıağaların” ağırlandığı, viski kadehleri eşliğinde fısıldanan devlet sırlarının dolaştığı gizli bir merkez konumunda. Özellikle “Siyah Oda” ve içerisindeki siyah saten çarşaflar ile hayvan postları, iktidarın en çıplak ve gizli yüzüne tanıklık eden semboller olarak öne çıkıyor. Nermin’in elinde tuttuğu “Kırmızı Defter” ise onu hem vazgeçilmez bir sırdaşa hem de tehlikeli bir hedefe dönüştüren kritik bir belge olarak hikâyenin düğüm noktalarından birini oluşturuyor.
Bu çalışma, Lüks Nermin’i bir efsane veya mitolojik bir figür olarak değil, bir dönemin sosyo-politik güç haritasının ayrılmaz bir parçası olarak okuyor. Bir kadının kişisel yükselişi ve çöküşü üzerinden, devlet mekanizması ile fuhuş arasındaki karanlık ve karmaşık teması cesurca gözler önüne seriyor. Kitap, “Krallar bile bazen kral olarak girdikleri yataklarından, ertesi sabah herhangi bir hücrede uyanabilirler” sözüyle, gücün geçiciliğini ve sistemin acımasızlığını vurgulayarak okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor.
