0

Ölüm düşünüldüğünde her şey gülünçtür[1]

Bir doğum tarihi ile başlayan kitaplardan ya da

 yazılardan nefret ediyorum [2]

Kendi kitapları adeta birer (oto)biyografi niteliğinde olan; en azından yazarının özyaşamöyküsünden belirgin izler taşıyan yazarların ‘biyografi’sini hazırlamak farklı bir bakış, dahası sağduyu gerektirdiği için oldukça zordur. Alman dili ve edebiyatının yirminci yüzyıldaki en büyük isimlerinden biri olan Avusturyalı Thomas Bernhard’ın biyografilerinde söz konusu zorluğun izleri belirgin biçimde hissedilir. Kaleme aldığı romanlarda, oyunlarda, şiirlerde neyin kurmaca (fiction) neyin gerçek olduğunu ayırmak çoğu zaman imkânsızdır. Kaldı ki Bernhard bu (oto)biyografik metinler ile arasına, edebi bağlamda, adeta ‘üçüncü bir şahıs’ tarafından kaleme alınmışçasına, mesafe koyabilmeyi de başarmıştır. Kitaplarında kusursuz bir incelikle betimlediği kahramanının kendisi mi yoksa seçilmiş bir başkası mı olduğu konusunda okuyucusunu her zaman kararsız bırakacak denli ustalıkla kurar anlatısını. Bernhard yaşamı boyunca gerçeklerden kurmacaya uzanan bu oyun’u büyük bir başarıyla oynayabilmiş nadir yazarlardan biridir. ‘Benim kitaplarımda her şey taklittir”[3] cümlesiyle okuyucusuna her eserinde adeta çözülmesi gereken bir bilmece sunar. Almanca sanat anlamına gelen Kunst kelimesinden türetilen ve taklit, yapma, sahte anlamlarına gelen ‘künstlich’ sıfatını kullanarak metinlerini farklı okumalara, giderek tartışmaya açar. Eserlerinde gördüğümüz çok katmanlı anlatı örgüsü kurmaca yeteneğine verilebilecek en iyi örnektir.

Alman dilinin usta kalemi yaşamı boyunca insanlardan kaçar gibi görünse de, ‘söyleşi’ adı altında okuyucusuna bir şeyler anlatmaya her zaman istekli olmuştur. Yaşamı boyunca yaptığı söyleşiler aslında birer ‘monolog’dur. Söyleşilerinde çoğunlukla sorulara verdiği yanıtlar kendi kafasında tasarladıklarından öteye geçmez, çoğu kez verilen yanıt soruyla örtüşmez. Diğer bir ifadeyle Bernhard bildiğini okur; söyleşilerinin giderek monologa dönüşmesinin bir nedeni de budur. Özel yaşamında dostları, bir şekilde onunla ilişki kurabilenler, istekli olduğu zamanlarda, sadece kendi konuştuğu zaman çevresiyle iletişime geçtiğini, başkalarının söylediklerini dinlemeye, nadir durumlar dışında, hiçbir zaman istekli olmadığından yakınmışlardır. Diğer yandan yaşamına birinci elden tanıklık edenlerin hakkında anlattıklarının birbirleriyle çelişmesi, gerçek bir Thomas Bernhard portresine ulaşabilmeyi imkânsız hale getiren en önemli unsurdur.

Aşağıda Bernhard üzerine kaleme alınmış biyografileri kısa notlarla tanıtmak istiyorum. Kuşkusuz bu çalışmalar Thomas Bernhard hakkında yazılan tüm biyografileri kapsamıyor. Ancak Batı dünyasında yapılan yayınlar içinde kayda değer olanları kapsadığını söyleyebilirim. Diğer yandan tüm söyleşilerine, tanıklıklara ve soy ağacına ilişkin yapılmış çok önemli bir çalışmaya ise başka bir yazıda yer vermeyi planlıyorum. Tanıklıkların derlendiği kitaplar, daha çok Bernhard’la yaşanılanlar (dostluk), rastlaşmalardan hareketle ‘tanıklık’ düzeyinde olup, özellikle bu metinlerin Bernhard’a farklı açılardan yaklaşabilme adına önemli ipuçları içerdiğini düşünüyorum.

Yazıda neler var?

Benzer İçerik:  Varoluşun Sınırlarında Yaşam: Bir Taraftarın Notları

(I) Höller, Hans (2012). Thomas Bernhard. B. Kasap (Çev.). İstanbul: Şule. (Cep Formatı, 197 sayfa, sınırlı sayıda siyah-beyaz fotoğraf)

Türkçe’deki (çeviri) tek Bernhard biyografisi, Hans Höller’in 10 bölümden oluşan Thomas Bernhard başlıklı kitabı. Hazırladığı biyografilerle isim yapmış Höller’in çalışmasının Bernhard biyografileri içinde önemli bir yer tuttuğunu söyleyebilmek mümkün değil. Dahası Bernhard’a ‘başlangıç’ düzeyinde bir ‘giriş’ için bile, emsallerine göre, yetersiz olduğu söylenebilir. Yine Türkçe çeviride yer yer özensiz kelime seçimlerinin yanı sıra; çevirmenin kitabı ‘Takdim’ bölümünde kaleme aldığı, aşağıdaki cümleler, maalesef, Thomas Bernhard’ı hiç anlayamadığı, dünyasına yaklaşamadığını ortaya koyuyor:

Fakirin varsayımı da Thomas Bernhardın bu kadar ‘tesadüfî olayın’ ertesinde kullandığı ağır ilaçlardan ve kötüleşen rahatsızlığından gelen ‘bahane ihtimali’ üzerine kendi canına kıymış olduğudur. Hastalığına ve insanlara tahammülü azalan Bernhard, ölümü seçmiştir.”

Yukarıdaki alıntının, çevirmenin Bernhard algısının ne denli sorunlu olduğunu ortaya koyduğunu düşünüyorum. Bernhard söz konusu olduğunda, başlı başına bir araştırma konusu olacak kadar oylumlu bir hususa ki bunu kısaca ‘Thomas Bernhard ve Varoluştan Duyulan Sıkıntı’ olarak da tanımlayabiliriz’ bu denli sığ, giderek kolaycı bir yaklaşımı (yargı) şaşırtıcı bulduğumu belirtmek istiyorum.

(II) Hoell, Joachim (2003). Thomas Bernhard. 2. bs. Münih: dtv. (Cep Formatı, 159 sayfa, çok sayıda renkli ve siyah-beyaz fotoğraf)

Hoell’ün dtv Yayınevi’nin portreler dizisinde yayımlanan cep kitabı, Bernhard’ın yaşamı üzerine derli toplu bilgiler sunan, görsellerle zenginleştirilmiş 10 bölümlük bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Joachim Hoell’in eseri, Bernhard’ın doğumundan ölümüne kadar geçen elli sekiz yıllık (1931-1989) yaşamını, önemli satırbaşlarıyla ‘özet’leyen düzeyli bir araştırma olduğu söylenebilir.

(III) Honegger, Gitta (2003). Thomas Bernhard »Was ist das für ein Narr?« G. Honneger (Çev.). Münih: Propyläen. (Büyük Boy, 455 sayfa, 25 adet siyah-beyaz fotoğraf)

Aslen Avusturyalı olup uzun yıllardır Amerika’da yaşayan tiyatro rejisörü, İngiliz Edebiyatı uzmanı, akdemiysen Gitta Honegger’in İngilizce kaleme aldığı ve kendisi tarafından Almancaya çevrilen 14 bölümlü Bernhard biyografisinin, Anglosakson dünyası araştırmacılarının, özellikle İkinci Büyük Paylaşım Savaşı sonrasında Kıta Avrupası’nın kültürel normlarına ve Avrupa/lı kimliğine yaklaşımındaki zafiyetleri bütünüyle barındırdığı görülüyor. Büyük boy, dört yüz elli sayfalık yapıtın Bernhard hakkında/üzerine farklı giderek yeni bir şeyler söyleyebildiğini iddia edebilmek ise mümkün değil. “Fool on the Hill[4] ile başlayan ilk bölüm adeta, Honegger’in Bernhard’a ilişkin tüm biyografi boyunca söyleyeceklerinin özeti niteliğinde.

Benzer İçerik:  Van Gogh’un Okuduğu Kitaplar Sanatını Nasıl Etkiledi?

(IV) Mittermayer, Manfred (2015). Thomas BernhardEine Biografie. Viyana: Rezisdenz. (Büyük Boy, 452 sayfa, 71 adet siyah-beyaz fotoğraf)

Mittermayer, Manfred (2006). Thomas Bernhard – Leben Werk Wirkung. Frankfurt am Main. (Cep Formatı, 158 sayfa, sınırlı sayıda siyah-beyaz fotoğraf)

Alman-İngiliz Dili ve Edebiyatı eğitimi almış akademisyen Manfred Mittermayer iki Bernhard biyografisine imza atmış. İlki Suhrkamp Yayınevince (2006) ‘Temel Biyografiler’ serisinde yayımlanan üç ana bölümlü (Yaqşamı-Eserleri-Etkisi) cep kitabı formatındaki ‘Giriş’ çalışması. Diğeri ise 2015 tarihli (Rezidenz Yayınevi) kapsamlı Bernhard biyografisi. Bu ikinci çalışma bugüne kadar yazılmış en iyi Thomas Bernhard biyografisi olma özelliğini taşıyor. Uzun süredir Bernhard üzerinde çalışan, çok sayıda araştırmaya imza atan, sergi düzenleyen, yazarın toplu eserlerini (Suhrkamp Yayınevi) yayına hazırlayan Manfred Mittermayer’in bu çalışması da uzun yıllar yapılan bir araştırma sonuncunda ortaya çıkmış. Mittermayer’in, yetmiş bir siyah beyaz resmin eşlik ettiği yirmi bölümlük araştırmasında büyük ölçüde geleneksel biyografi formatının dışına çıktığını ve bugüne değin yapılmış en etkileyici ve kapsamlı Bernhard portresine imza attığı görülüyor. Kitapta Bernhard’ın yazar kimliği ve eserlerinin nitelikli analizi dışında; yetenekleri ve kişilik zafiyetleri, çevresiyle ‘sorunlu’ ilişkileri, büyükbabası yazar Johannes Freumbichler’e hayranlığı, annesi Herta Bernhard ile sıkıntılı ilişkisi, şaşırtıcı ilgi alanları, gayrimenkul yatırımları, sıradan/basit insanlara olan düşkünlüğü, yayıncılarına mektup yazma tutkusu, Avusturya nefreti, Portekiz hayranlığı, güneyde yaşama özlemi, gazete okuma merakı, müzik kulağı, amaçsız alışveriş deneyimleri, üvey kardeşi hekim Peter Fabjan’la hayatının sonuna kadar düzeyli ilişkileri gibi bilinen veya çok az bilinen pek çok yönünü ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Diğer yandan büyük sevgi beslediği, gelecekteki seçimlerinde çok etkili olmuş dedesi Johannes Freumbichler’in[5] kız kardeşinin çocuğu Fernanda Russ’un (öl. 1979), bir dönem Halide Edip Adıvar’ın babasının üçüncü eşinden olma üvey kardeşi Said Edip Bey ile evli kaldığı ve eşiyle birlikte doğu Avrupa’daki müzikal salonları dolaşarak şarkıcılık ve varyete dansçılığı yaptığını öğreniyoruz. Diğer yandan Bernhard otobiyografik beşlemesinin son kitabı olan Çocuk’ta (Ein Kind, 2005: 47, dtv), Fernanda’nın şarkta uzun yıllar boyunca paşadan paşaya, şeyhten şeyhe gönül eğlendirdiğini, nihayet kırklı yıllarda kürkçü dükkânına (Avusturya) döndüğünü yazarak bir kez daha, kendi deyimiyle, abartma sanatçısı (Übertreibungskünstler) olarak ne denli mahir olduğunu göstermiştir.

Benzer İçerik:  Sait Faik'in Tiyatroları

(V) Hofmann, Kurt (2000). Thomas Bernhard’la Konuşmalar. S. Duru (çev.) İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. (114 sayfa, sınırlı sayıda siyah-beyaz fotoğraf)

Yukarıda anılan biyografi çalışmalarından farklı bir metin olarak bu başlık altında tanıtmaya çalışacağım kitap Thomas Bernhard’la yapılmış bir ‘söyleşi’. Avusturya Devlet Televizyon’unda (ORF) muhabir olan Kurt Hofmann’ın Thomas Bernhard’la Konuşmalar isimli kitabı, 1981-1988 yılları arasında Bernhard’ın evlerinin bulunduğu Ohlsdorf ve Ottnang’da yapılmış söyleşilerden oluşuyor. Aslında 15 parçalık metni[6] ‘söyleşi’ olarak tanımlayabilmek güç. Daha çok Bernhard’ın genel tavrına uygun düşecek tarzda ‘monolog’ formatında kayda alınmış bir görüşme söz konusu. Kanımca Thomas Bernhardla Konuşmalar’ı, Ferry Radax’ın 1970 yılındaki ‘3 Gün -Monolog’ kaydı[7] ve 1980 ve 1986 yıllarında Krista Fleischmann tarafından yapılan uzun söyleşilerden[8] farklı olarak, Bernhard’ın ‘yaşama dair’ hissettiklerini, düşüncelerini içtenlikle ve ‘kelimelerin arkasına saklanmadan’ açık biçimde dillendirdiği bir Testament olarak değerlendirmek mümkün. Bu bağlamda Hofmann’ın ‘monolog kayıtları’nın Bernhard’ın, sui generis, evrenine yaklaşabilmek, yapıtlarına sinen ruh halini anlayabilmek adına kayda değer olduğunu düşünüyorum.

[1] “Es ist alles lächerlich, wenn man an den Tod denkt.” Meine Preise, 2009: 121. Suhrkamp. Avusturya Devletince verilen Ulusal Ödül Töreni’nde (1968) yaptığı konuşmadan.

[2] “Ich hasse Bücher oder Schriften, die mit einem Geburtsdatum anfangen.” Gitta Honegger, 2003; Epigraf.

[3] “In meinen Bücher ist alles künstlich.”

Drei Tage, (Monolog); Ferry Radax, 5-7. Temmuz 1970. Westdeutschen Rundfunk.

[4] Yazarın orijinalini İngilizce (The Making of an Austrian –Yale University: 2001) kaleme aldığı ve tarafından yapılan Almanca çeviride (2003) yer alan I. bölüm başlığı.

[5] Bernhard’ın yazar dedesi Freumbichler torunu daha henüz çocukken önemli bir tespitte bulunur; “Onun sıra dışı bir zekâya sahip olduğuna inanıyorum.” [Ich glaube, er hat eine außerordentliche Intelligenz.]

[6] “1. Tamamen Kirlenmiş Bir Halı Gibi 2. İşitme ve Görme Duyusu Yok Olana Kadar 3. Düşmüş Kızlar Manastırında 4. İnsana Kaçış 5. Katolik Bir Varoluş 6. Kimse Değişmiyor 7. Yayıncı Her Şeyi Yayımlar 8. Batakhane Olarak Tiyatro 9. Kimseye Hakaret Etmiyorum 10. Kâğıt Makineleri Korkunçtur 11. Sıçanlar, Fareler ve Gündelikçiler 12. Hoş Olanla Olmayanın Uzlaşması 13. Kuzey’in Magus’u ya da Güneyin Budalası 14. Genişleyen Bir Boşluk 15. Artık Kısa Bir Süre Buradayım (Thomas Bernhard’la yapılan son konuşma).”

[7] Drei Tage, (Monolog); Ferry Radax, 5-7. Temmuz 1970. Westdeutschen Rundfunk. [https://www.youtube.com/watch?v=rcQD4x5um6k]

[8] Eine Herausforderung. Monologe auf Mallorca. [https://www.youtube.com/watch?v=nX6GIrCJY7s]. İlk gösterim 11.02.1981 – ORF2.

Die Ursache bin ich selbst. [https://www.youtube.com/watch?v=ri9TaE6q0-g&t=41s]. İlk gösterim 12.09.1986 – ORF2.

 

bu yazıyı oylayın!
[Toplam: 3 Ortalama: 5]

Yorumlar

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İnceleme