Tiyatroadam’ın sahneye taşıdığı “Jan Dark’ın Öteki Ölümü” adlı oyun, iktidarın birey üzerindeki derin ve çoğu zaman yıkıcı etkisini mercek altına alıyor. Eser, adalet, inanç ve özgürlük kavramlarını çağdaş bir perspektifle ele alırken, oyuncu Pelin Abay’ın Jan Dark karakterini tanımlayan “Tanrı bu dünyaya razıysa artık razı olmamak Jan’a düşüyor” sözleri, oyunun temel sorgulamasını özetliyor.
Yönetmen Deniz Özmen, Jan Dark’ın tarihsel hikayesini günümüz dünyasıyla buluşturduğunu ve eserle kurdukları bağın, adaletin sözcüsü gibi görünen yapıların bireyler üzerinde nasıl bir baskı mekanizması oluşturduğunu anlatmasından kaynaklandığını belirtiyor. Günümüzde de adalet talep edenlerin benzer akıbetlerle karşılaştığını vurgulayan Özmen, 600 yıl geçmesine rağmen iktidarların tehdit olarak algıladıkları unsurlara karşı gösterdikleri tepkilerin özünde çok az değişim yaşandığını ifade ediyor. Geçmişteki inanç veya düzen adına yapılan infazların, bugün farklı kavramlarla meşrulaştırıldığını belirten yönetmen, değişmeyen tek şeyin iktidarın hakikatten duyduğu kronik korku olduğunu dile getiriyor.
Oyunda, sempatik bir cellat, hayal kırıklığına uğramış bir Tanrı ve idama mahkum edilmiş bir savaşçı figürü bir araya geliyor. Bu üç karakterin, sistemin farklı yüzlerini temsil ettiğini ancak hiçbirinin mutlak anlamda ne suçlu ne de masum olmadığını aktaran Özmen, Cellat’ın görevi icabı hareket eden itaatkâr halkı, Tanrı’nın ise kudretini yitirmiş ve insanlardan yorulmuş bir varlığı sembolize ettiğini belirtiyor. Jan Dark’ın ise izleyiciyi “Gerçek kahraman kimdir?” sorusuyla yüzleştirdiğini söyleyen yönetmen, amaçlarının izleyiciye haklı olan tarafı işaret etmekten ziyade, herkesin bu düzende üstlendiği sorumlulukları düşündürmek olduğunu ifade ediyor.
Oyuncular da rollerinin kendilerine öğrettiklerini paylaşıyor. Deniz Özmen, Tanrı’nın hayal kırıklığı duygusunu, yani olup biteni izlemekten yorulmuş ancak hala itiraz etme ihtiyacı duyan halini, kendi dünyasına çok yakın bulduğunu belirtiyor. Pelin Abay, Jan Dark’ın çelişkili ve korkmuş ruh halinin kendisine tanıdık geldiğini ancak cesareti konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğini dile getiriyor. Jan’ın asıl kırılma noktasını, Tanrı’nın olup biteni kabul eder gibi görünmesi olarak işaret eden Abay, “Eğer Tanrı bu dünyanın mevcut durumundan memnunsa, bu duruma razı gelmeme yükümlülüğü Jan’ın omuzlarına düşüyor” yorumunu yapıyor.
Cellat rolündeki Berk Yaygın ise karakterini teslimiyetin, ataletin ve cehaletin sembolü olarak görüyor ve kendiyle pek bir benzerlik bulamıyor. Cellat’ın, halkın içine düştüğü çıkışsızlığı temsil ettiğini belirten Yaygın, mantığına sığmayan olaylar karşısında bile kendi için bir formül bulup durumu meşrulaştıran halkın yansıması olduğunu ifade ediyor. Cellat figürünün, siyasi oyunların arasında kalan insanların durumunu yansıttığını ve güncel meselelerle çarpıcı bir bağ kurduğunu ekliyor.
Oyun, yönetmen Deniz Özmen’e “Bu düzenin neresindeyim?” sorusunu sordururken, Pelin Abay’ı ise “Hayatımı kurtarırken neyi feda ediyorum? Şahit olduğum bu çürümenin aktif bir ortağı olabilir miyim?” gibi derin sorgulamalara itiyor. Ekip, izleyicilerin oyundan hem gülerek hem de hafif bir rahatsızlık hissederek ayrılmasını arzuluyor. Şayet seyirciler, Jan Dark’ın öyküsünden ziyade kendi dönemlerini ve sessizliklerini muhasebe etmeye başlarsa, eserin amacına ulaşmış olacağına inanıyorlar.
