Zimbabveli yazar Sue Nyathi’nin yıllar önce kendi imkânlarıyla yayımladığı Polygamist adlı roman, bugün Netflix uyarlamasıyla uluslararası bir başarı hikâyesine dönüştü. Yayınevlerinin “bu kitabı okuyacak bir kitle yok” diyerek geri çevirdiği eser, ilk baskısının ardından milyonlarca izleyiciye ulaşan bir diziye ilham verdi.
Nyathi, romanını yayınevlerine gönderdiğinde hikâyenin merkezindeki evli Zimbabveli bir erkek ve onun gizli ilişkilerinin yeterli bir okuyucu kitlesi bulamayacağı söylendi. Ancak yazar bu değerlendirmeye rağmen projesinden vazgeçmedi.
Kendi editörünü, dizgicisini ve çizerini bulan Nyathi, romanının ilk 500 kopyasını 2012 yılında kendi imkânlarıyla bastırdı. Kitabın gördüğü ilgi, yayınevlerinin öngörülerini kısa sürede boşa çıkardı.
Bugün romanın Netflix uyarlaması 60’tan fazla ülkede platformun en çok izlenen yapımları arasında yer alıyor. Dizi, ABD’de de en çok izlenen yapımlar sıralamasında ikinci sıraya kadar yükseldi. Hollywood yıldızı Taraji P. Henson da yapımdan etkilendiğini belirterek 22 bölümün tamamını tek günde izlediğini söyledi.
“Bu, çok eşlilik hakkında basit bir hikâye değil”
Nyathi, eserinin yalnızca çok eşliliği anlatan bir hikâye olarak değerlendirilmesine karşı çıkıyor. Çünkü çok eşlilik, onun için uzak veya yabancı bir toplumsal pratik değil.
Yazarın ailesinde nesiller boyunca çok eşli evlilikler yaşandı. 1979’da hayatını kaybeden büyükbabasının beş, büyük büyükbabasının ise 11 eşi vardı. Büyükannesi, büyükbabasının ilk eşi olarak eşlerin birlikte yaşadığı çiftliğin başında bulunuyordu. Nyathi’ye göre aile içinde bu düzen belirli kurallara ve rollere dayanıyordu.
“Evet, herkesin yeri belliydi” diyen Nyathi, büyükannesinin çok eşli aile yapısını kadınların fiziksel ve duygusal yükü paylaşmasını sağlayan bir sistem olarak gördüğünü aktarıyor.
Ancak yazarın romanında ele aldığı durum bundan farklı.
Geleneksel çok eşlilikten gizli evliliklere
Nyathi, 2001 yılında Harare’de çalışan genç bir kadınken, toplumda geleneksel çok eşlilikten farklı bir ilişki biçimiyle karşılaştığını söylüyor.
Görünüşte tek eşli olan bazı erkeklerin, eşlerinden gizli başka kadınlarla ilişkiler kurduğunu ve hatta gizli haneler oluşturduğunu fark eden Nyathi, romanının temel çatışmasını da bu deneyimlerden yola çıkarak şekillendirdi.
Polygamistin merkezindeki Joyce, kocası Jonasi ile tek eşli bir evlilik yaşadığını düşünüyor. Ancak Jonasi, Joyce’un bilgisi ve rızası dışında üç kadınla daha evleniyor ve ayrı hayatlar kuruyor.
Böylece hikâye, geleneksel ve açık bir çok eşlilikten ziyade aldatma, güç eşitsizliği ve rızanın yokluğu üzerinden ilerliyor.
Nyathi, “Çok eşliliğe karşı değilim. Karşı olduğum şey, insanların kendi hayatları üzerinde söz sahibi olamaması” diyerek yaklaşımını özetliyor.
Güç dengesi kadınların aleyhine değişiyor
Roman boyunca asıl tartışılan konulardan biri, ilişkilerde karar verme gücünün kimde olduğu.
Varlıklı ve kendi iş imparatorluğunu kurmuş bir iş insanı olan Jonasi, ataerkil yapı içinde kararları veren taraf. Joyce ise onun ekonomik gücüne bağımlı durumda. Üstelik Joyce, Jonasi’nin iş dünyasındaki yükselişine katkı sağlamasına rağmen finansal bağımsızlığını elde edemiyor.
Daha sonra Jonasi’nin hayatına giren Matipa da benzer bir güç ilişkisiyle karşı karşıya kalıyor. Jonasi için çalışan kadınlar, ekonomik bağımlılıkları arttıkça daha kırılgan hale geliyor.
Nyathi, yaş farklarının da bu güç dengesizliğini derinleştirdiğini vurguluyor.
Romanın önemli temalarından biri de HIV ve AIDS. Yazar, özellikle partnerler arasında güç eşitliğinin bulunmadığı ilişkilerde kadınların güvenli cinsel ilişki konusunda karar verme hakkının da sınırlanabileceğine dikkat çekiyor.
Netflix uyarlaması romandan farklı
Netflix dizisi, kitaptaki hikâyeyi bazı önemli değişikliklerle ekrana taşıyor. Televizyon uyarlamasında olaylar Güney Afrika’da geçiyor ve Zulu dili önemli bir yer tutuyor. Jonasi’nin eşlerinin sayısı da romandakinden daha az.
Bir başka önemli fark ise anlatım biçiminde ortaya çıkıyor. Roman tamamen Jonasi’nin eşlerinin bakış açısından anlatılırken, dizi hikâyeyi daha geniş bir anlatımla izleyiciye sunuyor.
Nyathi, özellikle romanda kadınların seslerini öne çıkarmayı amaçladığını belirtiyor. Her kadının, kendisine sadık olmayan bir erkekle neden ilişki kurduğunu ve bu ilişkinin içinde neden kaldığını anlatmak istediğini söylüyor.
“Bu, bazı insanlar için sadece bir dizi değil”
Dizinin başarısı, hikâyenin izleyicilerde kişisel karşılık bulmasını da beraberinde getirdi.
Nyathi, bazı kadınların Joyce ve Jonasi’nin diğer eşlerinde kendilerini gördüğünü, hatta bazı izleyicilerin kendisine Jonasi’ye benzeyen biriyle evli olduklarını ve bu ilişkiden çıkmak istediklerini anlattığını söylüyor.
Dizinin ardından Güney Afrika Uluslararası Af Örgütü de narsistik istismar ve kadınların böyle ilişkilerde atabileceği adımlar üzerine bir rehber yayımladı.
Ancak yapımın toplumsal etkisi herkes tarafından olumlu karşılanmadı. Kenyalı devlet memuru Geoffrey Mosiria, dizinin çok eşliliği aldatma, dolandırıcılık ve istismarla ilişkilendirdiğini savunarak yapımın Kenya’da yasaklanmasını istedi.
Nyathi ise eleştirilerin, hikâyenin ortaya koyduğu dönüşümü değiştirmediğini düşünüyor. Ona göre kültürler zaman içinde değişiyor; geleneksel uygulamalar da zayıflayabiliyor veya farklı biçimlere dönüşebiliyor.
Afrika’ya dair kalıpları kırmak
Yazar için hikâyenin bir başka boyutu da Afrika’nın ve Afrikalı karakterlerin küresel ekranda nasıl temsil edildiği.
Nyathi, zengin ve güçlü siyah Afrikalı karakterlerin merkezde olduğu bir hikâyenin izleyicilerin Afrika’ya dair algılarını değiştirebileceğini düşünüyor.
Bir Avrupalı okuyucusunun, zengin siyah Afrikalıların varlığından haberdar olmadığını söylediğini aktaran Nyathi, Afrika’nın uzun süre yalnızca yoksullukla özdeşleştirildiğine dikkat çekiyor.
Dizinin Zulu dilinde çekilmesini de önemli bulan yazar, İngilizcenin Afrika’nın yerel dillerinde bulunan kültürel zenginliğin tamamını taşıyamayacağını ifade ediyor.
Finans sektöründen yazarlığa
Nyathi’nin başarı hikâyesi yalnızca bir romanın yayımlanmasıyla başlamıyor. Çocukluğundan beri yazar olmak isteyen Nyathi, ailesinin yönlendirmesiyle daha geleneksel bir kariyer seçti ve yaklaşık 20 yıl finans sektöründe çalıştı.
Yatırım analisti olarak geçirdiği yılların, yazarlığa hem yaratıcı bir uğraş hem de bir iş olarak yaklaşmasını sağladığını belirtiyor.
Polygamisti de tam zamanlı yazar olmadan önce, mesai saatlerinin ardından akşamları yazdı. Romanın yayımlanmasından birkaç yıl sonra, 40 yaşında kurumsal kariyerini bırakarak kendisini tamamen yazarlığa adadı.
Bugün 48 yaşında olan Nyathi, başarısının bir gecede ortaya çıkmadığını özellikle vurguluyor:
“İnsanlar bir gecede ünlü olduğumu söylüyor. Tanınma bir gecede geldi ama başarı yıllarca süren çalışmanın sonucu.”
“Yazmak çoğu insan için bir lüks”
Nyathi, özellikle Afrika’da yazarların yalnızca kitap yazarak geçinmesinin son derece zor olduğunu söylüyor. Ona göre ekonomik koşullar, kimin yazmaya devam edebileceğini de belirliyor.
Tek başına çocuk büyüten bir anne olarak yaşamını sürdürebilmek için farklı işlerde çalıştığını anlatan Nyathi, bir kitabın tamamlanmasının yıllar sürebildiğini ve bu süreçte faturaların ödenmeye devam ettiğini hatırlatıyor.
“Yazmak, çoğu insanın karşılayamayacağı bir lüks” diyen yazar, bu lüksün bedelinin ise çoğu zaman duyulmayan hikâyeler olduğunu savunuyor.
Afrika edebiyatının uluslararası dolaşımında da bir eşitsizlik bulunduğunu düşünüyor. Ona göre Afrikalı bir yazarın kitabının yurt dışında yayımlanması, eserin kendi kıtasından dışarıya ulaşmasından daha kolay olabiliyor.
Netflix uyarlamasının sağladığı küresel görünürlük ise Nyathi’nin 10 yılı aşkın yazarlık kariyerinde daha önce ulaşamadığı bir seviyeye ulaşmasını sağladı.
Yeni roman yolda
Nyathi, son iki yıldır üzerinde çalıştığı tarihi romanının ilk taslağını tamamlamak üzere. Yeni kitabında da geniş bir okuyucu kitlesinin kendisinden bir parça bulabileceği temalara odaklanacağını söylüyor.
Yazarın kariyerindeki temel yaklaşım ise değişmiş değil: Her şeyin bir hikâyeyle başladığına inanıyor.
İçinde bir kitap olduğunu düşünen ancak yazmak için yeterli parası olmadığını düşünen kadınlara ise basit bir önerisi var: Bir kalem ve kâğıt alıp yazmaya başlamak.
Nyathi’ye göre yazarlığı sürdüren asıl güç para değil, hikâyeye duyulan sevgi.
“Para asla motivasyon kaynağı olmamalı. Zor zamanlarda sizi ayakta tutacak olan şey sevgidir.”
