1

Eduardo Galeano’nun opus magnum’u sayılan Latin Amerika’nın Kesik Damarları sadece Latin Amerika ülkelerini anlatmak ile kalmıyor. Yazar kitap boyunca ekonomik, siyasi ve kültürel anlamda geri kalmış tüm ülkelerin ortak yazgısından bahsediyor.

Bir Sefalet Öyküsü

Latin Amerika tarihi özellikle bu coğrafyaya uzak olanlar için festival, tropik ormanlar ve neşeli insanlar olarak algı yaratıyor. Ancak Latin Amerika’nın gerçek tarihi sefaletin, haksızlığın, siyasi bozulmaların ve sömürünün tarihi olarak öne çıkıyor. Özellikle Galeano ünlü eseri Latin Amerika’nın Kesik Damarları’nda bunu detaylı şekilde anlatıyor.

Sistemin nasıl işlediğini kitap boyunca görürken sadece Latin Amerika’ya özgü bir sistem olmadığını da görebilirsiniz. Özellikle Türkiye gibi ülkeler için de Latin Amerika’nın tarihi ve günümüz hali büyük benzerlikler taşıyor.

Sömürünün, açlığın, sefaletin, işsizliğin ve köleliğin nasıl doğduğundan bahseden Galeano, insanların seçimlerinin dışında nasıl da tek düze bir yaşama mahkum edildiklerini, sefaletin yazgı olarak dayatılıp karın tokluğuna çalıştırıldıklarını gösteriyor. Kitabın belki alternatif bir adı “Seçimsiz Yaşamlar” olabilirmiş.

Söz konusu sistemi kuranlar önce insanları sonrasında ise kitleleri ve ülkeleri çaresiz hale getiriyor. Ezilen ve sömürülenlerin yanında ise haliyle bu durumdan yararlanan sömürücü sınıf ve ülkeler yer alıyor.

Latin Amerika Tüm Ezilenlerin Sembolü

Türkiye’den açık bir şekilde kitap boyunca bahsedilmemesine rağmen herhangi bir Latin Amerika ülkesini çok kolay şekilde Türkiye yerine koyabilirsiniz. Siyasi entrikalar, ABD bağımlılığı, emperyalizmin serbest piyasa ekonomisi adı altında sunulması, sistemin gönüllü köleler yaratması gibi pek çok vurgu Türkiye’yi ya da adı geçmeyen benzer  bir ülkeyi ifade ediyor.

Kitapta pek çok cümle sistemin geldiği noktada ucuz iş gücünün ve ham madde kaynağının, yeraltı zenginliklerinin yoğun bulunduğu coğrafyalarda emperyalist güçlerin nasıl davrandığını gösteriyor. Örneğin Toprağın Zenginliği İnsanın Yoksulluğunu Doğuruyor isimli bölüm bu durumu detaylıca aktarıyor. Sömüren ülkelerin, önce sömürülen ülkeyi nasıl bağımlı kıldıklarını ve sonrasında da kendilerinin bağımlı olduğunu fark ettirmemelerini sağlamaları buna tipik bir örnek oluyor. Özellikle faşizm yükseldiği kimi Latin Amerika ülkelerinde bu görüşte olanlar kendi devletlerini üst güç olarak görmeye de başlıyor. Ancak esasında Galeano sömürünün en acılı olanının sömürülenlerin sömürüldüklerini fark etmeyişleri olduğunu vurguluyor.

Benzer İçerik:  Thomas Bernhard Biyografileri / Monologları (I)

Latin Amerika’nın Kesik Damarları, lunapark olan günümüz dünyasında belleğinizi tazelemeniz için size iyi bir fırsat verecek.

bu yazıyı oylayın!
[Toplam: 2 Ortalama: 5]

1 Yorumunuz

  1. Kitabı çok önceden, Alan Yayıncılık çevirisi ile okumuştum. Bana okurken Türkiye’ye ne kadar çok benziyor algısı yaratmıştı. Demek ki bunda haksız değilmişim. Gerçekten güzel ve değerli bir kitap.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İnceleme