Nejat İşler’in yeni romanı Miras, Mundi Kitap etiketiyle okuyucuyla buluştu. Roman, okuyucuyu 2000 yılının baharına, Ege’nin kıvrımlı yollarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Hikaye, Nejat İşler’in en yakın dostu Barış Abi ve onun kızı Güler, namı diğer “Şoför Nebahat” ile birlikte çıktığı bir yolculuğu konu alıyor. Bu yolculuk, verilen sözlerin, kurulan dengelerin ve belirsiz hislerin ortasında geçiyor. Okuyucu, bir yandan ömrünün sonuna yaklaşan bir dostla seyahat etmenin nasıl bir duygu olduğunu sorgularken, diğer yandan da aşkın belirsiz gölgesiyle karşılaşıyor. Yolculuk boyunca karakterler dönüşüyor, çünkü yol hikayeleri insanı değiştirir. Romanda, Nejat’ın ağzından dökülen şu sözler dikkat çekiyor: “Bence senden gayet iyi bir…
Yazar: Edebi Bülten
Andrey Kurkov’un “Gri Arılar” adlı romanı, Siren Yayınları aracılığıyla ve Lidya Durmazgüler’in çevirisiyle okuyucuyla buluşuyor. Roman, düşmanlıkla dolu bir geçmişe sahip olan Paşka ve Sergeyiç’in, birlikte yaşamayı öğrenme süreçlerini konu alırken, savaşın iki farklı cephesi de onların hayatlarına dahil olur. Ancak yıllar geçtikçe Sergeyiç’in zihni yalnızca arılarıyla meşguldür. Arılarının saflığından ve düzeninden ilham alan Sergeyiç, onları savaşın etkilerinden uzak tutmak amacıyla bir yolculuğa çıkar. Fakat Sergeyiç’i bekleyen asıl sınav, savaşın dokunduğu her şey gibi, arılarının masumiyetinin de lekelenmesinin mümkün olup olmadığıdır. Kırktan fazla dile çevrilen kitaplarıyla tanınan Andrey Kurkov, toplumsal konuları abartılı bir duygusallığa düşmeden, kendine özgü mizahıyla ele alıyor.…
Halikarnas Balıkçısı’nın “Anadolu Tanrıları” adlı eseri, Bilgi Yayınevi tarafından 17. baskısıyla okuyucuyla buluştu. Kitap, Anadolu’nun gerçek mirasçılarının aslında bu topraklarda yaşayanlar olduğunu vurgularken, bu mirasın hoyratça savrulduğunu ifade ediyor. Yazar, Osmanlı Devleti döneminde dünyanın yedi harikasından kalanların, adeta babadan kalma mal gibi Batı müzelerine taşınmış olmasını eleştiriyor. “Anadolu Tanrıları,” günümüzde Anadolu’da süregelen bazı geleneklerin kökenlerinin, sanıldığından çok daha eskilere dayandığını ortaya koyuyor. Halikarnas Balıkçısı, bu çalışmasında Kybele törenlerinin ayrıntılarını okuyucuya aktararak Anadolu’nun kadim kültürel mirasına ışık tutuyor. Binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan bu izler, adeta kültür belleğimize kazınmış birer nişaneyi andırıyor. Kitap, Anadolu coğrafyasının zengin tarihini ve mitolojisini derinlemesine inceleyerek,…
Endülüs: Yaşayan Bir Miras Endülüs, sadece bir coğrafi bölge olmanın ötesinde, insanlığın ortak hafızasında derin izler bırakmış bir medeniyetin adıdır. Günümüzde Granada’nın huzurlu bahçelerinde, Cordoba’nın dar sokaklarında ve Sevilla’nın görkemli kubbeleri altında hala canlı bir anı olarak varlığını sürdürmektedir. Prof. Dr. Lütfi Şeyban’ın uzun yıllara dayanan araştırmalarının bir ürünü olan “Yaşayan Endülüs: İspanya” adlı eser, bu medeniyetin günümüze uzanan izlerini gözler önüne seriyor. Tarih, kültür, sanat ve mimariyi bir araya getiren bu çalışma, geçmiş ile bugün arasında bir köprü kurmayı amaçlıyor. Yazar, İspanya’nın Endülüs bölgesindeki neredeyse tüm şehirlerini adım adım gezerek, bir zamanlar İslam, Hristiyanlık ve Yahudiliğin bir arada var…
Nurcan Abacı’nın “Osmanlı’da Korkunun Gölgesi” adlı yeni kitabı, Fol Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kitap, Osmanlı toplumunda korkunun yalnızca büyük olaylar veya dehşet verici varlıklarla sınırlı olmadığını, aksine gündelik yaşamın en ufak detaylarında dahi hissedilen bir olgu olduğunu vurguluyor. Eser, Osmanlı kadı sicillerinden yola çıkarak, insanların çoğunlukla cezalandırılmaktan ziyade cezalandırılma olasılığından, olayların kendisinden çok çevrelerinin ne düşüneceğinden endişe duyduğunu ortaya koyuyor. Kitap, mahalledeki insanların bakışlarından kaynaklanan rahatsızlıktan, devlet memurları karşısında hissedilen çekingenliğe, görünmez tehditlerin davranışları nasıl etkilediğine kadar çeşitli “küçük korkular” üzerinden geniş bir panorama sunuyor. “Osmanlı’da Korkunun Gölgesi”, tarihe alışılmadık bir açıdan yaklaşarak okuyucusuna korkunun sadece bir duygu olmadığını,…
Cazibe Yiğit’in “Çevirikurgu: Bilimkurgudan Örneklerle” adlı eseri, Çeviribilim Yayınları tarafından okuyucuyla buluştu. Kitap, çeviri ve çevirmenleri merkeze alan kurgu türü olan çevirikurguya odaklanıyor. Çevirikurgu, çeviribilim araştırmalarında giderek önem kazanan bir alan olarak öne çıkıyor. Roman türünün önemli örneklerinden Don Quixote, çevirikurgunun geçmişteki önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor ve edebiyat tarihi, çevirikurgu eserlerinin tarihi şeklinde yeniden değerlendiriliyor. Cazibe Yiğit, bu alandaki uygulamalı çalışmasında, Kim Stanley Robinson’ın “2312”, Orson Scott Card’ın “Ender’in Gölgesi” ve Ted Chiang’ın “Geliş” isimli bilimkurgu eserlerini inceliyor. Bu eserlerin ortak özelliği, çevirikurgu nitelikleri taşımaları. Kitapta ele alınan üç eserin de çevirmeni M. İhsan Tatari olması, çalışmaya özel…
Ragıp Şevki Yeşim’in yeni romanı “İçimizden Biri,” Elips Kitap tarafından okuyucuyla buluştu. Roman, birbirleriyle sürekli rekabet halinde olan beş erkek kardeşin hikayesini anlatıyor. Muhlis, Mucit, Muhsin, Muhiddin ve Muvahhit adındaki bu kardeşler, isimlerindeki benzerliğe rağmen karakter olarak birbirlerinden oldukça farklıdırlar. Sürekli anlaşmazlıklar yaşayan, en ufak bir sorunda dahi kavga eden bu kardeşler, hiçbir şeyi paylaşmakta zorlanırlar. Bu durum, kardeşlerden birinin sürekli olarak mağdur olmasına yol açar. Eski ve gösterişli bir konakta yaşayan, saraya mensup bir paşababaya sahip olan bu genç adamlar, zamanla farklı yollara saparlar. Ancak aralarındaki çekişme ve rekabet devam eder. Hatta bu rekabet, tarihteki meşhur Habil ile Kabil…
Gianfranco Calligarich’in kült romanı “Kentte Son Yaz”, Eren Cendey’in çevirisiyle okurlarla buluşuyor. Roman, 1960’ların sonlarında, Federico Fellini’nin “Tatlı Hayat”ını anımsatan, canlı ve etkileyici bir Roma atmosferinde geçiyor. Kitabın merkezinde, Milano’dan Roma’ya gelen Leo Gazzarra bulunuyor. Otuzlu yaşlarının başında olan Leo, toplumun dayattığı düzenli yaşam biçimini reddeden, hayata tutunamayan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ara sıra edebiyat dergilerine yazılar yazarak ve spor gazetesinde transkripsiyon işleri yaparak geçimini sağlayan Leo, parasızlığına rağmen Roma’nın elit kesimiyle aynı ortamlarda bulunuyor. Bir partide tanıştığı ve âşık olduğu Arianna ile birlikte Roma’nın hareketli sokaklarını, barlarını, popüler mekanlarını ve plajlarını keşfediyorlar. İçki tüketimi hayatlarının bir parçası haline…