Edebiyat dünyasının en prestijli ödüllerinden biri kabul edilen Booker, bu yıl Londra’daki Old Billingsgate’te düzenlenen törenle sahiplerine verildi. 50 bin sterlin tutarındaki ödül, jüri tarafından oy birliğiyle Szalay’a layık görüldü.
Flesh: Erkeklik, Göç ve Güç Üzerine Derin Bir Roman
David Szalay’ın ödüllü romanı Flesh, ana karakteri İstván’ın gençliğinden orta yaş dönemine uzanan yaşam öyküsünü konu alıyor. Hikâye, Macaristan’da annesiyle yaşadığı apartmanda meydana gelen sarsıcı bir olayla başlıyor ve İstván’ın askerlik yıllarından Londra’ya göç ederek zengin kesim için çalışmaya başladığı döneme kadar uzanıyor.
Roman, erkeklik, sınıf farkı, göç, travma, cinsellik ve güç ilişkileri gibi temaları sade ama güçlü bir anlatımla ele alıyor. Jüri başkanı Roddy Doyle, eseri “karanlık ama bir o kadar da büyüleyici” sözleriyle tanımladı ve Szalay’ın işçi sınıfından bir erkek karakteri merkezine alarak edebiyatta nadir görülen bir perspektif sunduğunu vurguladı.
“Roman, toplumsal olarak şekillenen bir erkeklik biçimini gösteriyor ve okuru yüzeyin altındaki dünyaya bakmaya davet ediyor,”
dedi Doyle.
Booker Jürisinde Tanıdık İsimler
2025 Booker jürisi bu yıl dikkat çeken isimlerden oluştu. Roddy Doyle’un başkanlık ettiği kurulda oyuncu Sarah Jessica Parker, yazar Chris Power, Nijeryalı romancı Ayọ̀bámi Adébáyọ̀ ve ABD’li yazar Kiley Reid yer aldı. Jüri üyeleri, ödül kararının tam bir fikir birliğiyle alındığını açıkladı.
Flesh Türkçeye Geliyor
Ödül açıklamasının ardından Türkiye’den de önemli bir haber geldi. İthaki Yayınları, David Szalay’ın “Flesh” romanının 2026 yılı içinde Türkçeye çevrilerek yayımlanacağını duyurdu. Bu gelişme, romanın yerli okurlar arasında da merak uyandırmasına neden oldu.
Szalay: “Flesh, İnsan Varlığının Fiziksel Yanına Dair Bir Roman”
1971 yılında Montreal’de doğan David Szalay, Macar bir baba ve Kanadalı bir annenin çocuğu olarak Londra’da büyüdü. Oxford Üniversitesi mezunu olan yazar, bir süre finans sektöründe reklam satış görevlisi olarak çalıştı. Bu deneyimi, ilk romanı London and the South-East’e ilham kaynağı oldu.
Yazar, Spring, The Innocent ve Turbulence gibi romanlarıyla da tanınıyor. 2016’da All That Man Is ile Booker kısa listesine kalan Szalay, bu kez büyük ödülün sahibi oldu.
Szalay, “Flesh”in ortaya çıkış sürecine dair yaptığı açıklamada, romanın “başarısızlık duygusunun gölgesinde” doğduğunu belirterek şunları söyledi:
“Yaklaşık dört yıl üzerinde çalıştığım başka bir projeyi bıraktıktan sonra Flesh’e başladım. Bu roman, insan varoluşunun temelde fiziksel bir deneyim olduğu fikrinden doğdu.”
Eleştirmenlerden Tam Not
The Guardian yazarı Keiran Goddard, romanı “yaşamanın tuhaflığını cesurca sorgulayan bir yapıt” olarak değerlendirdi. Goddard, Szalay’ın dil kullanımını şu sözlerle övdü:
“Flesh tamamen kemikten ibaret bir roman. Szalay her zaman yalın cümlenin ustasıydı, fakat bu kitapta dili neredeyse iskeletine kadar soyuyor.”
Güçlü Rakipler Arasından Sıyrıldı
Bu yılki kısa liste, önceki yıllara göre oldukça güçlü isimleri bir araya getirdi. Listede Andrew Miller (The Land in Winter), Kiran Desai (The Loneliness of Sonia and Sunny), Susan Choi (Flashlight), Katie Kitamura (Audition) ve Ben Markovits (The Rest of Our Lives) gibi tanınmış yazarlar yer aldı.
Jüri başkanı Doyle, diğer eserlerin de yüksek kalitede olduğunu belirterek “Hangi kitapların son aşamaya kadar geldiğini açıklamak haksızlık olurdu” ifadesini kullandı.
Jonathan Cape Rekorunu Pekiştirdi
David Szalay’ın eseriyle birlikte yayınevi Jonathan Cape, Booker tarihindeki 10. ödülünü kazanarak rekorunu bir kez daha pekiştirdi. Geçen yılın kazananı Samantha Harvey’nin Orbital adlı romanı da aynı yayınevinden çıkmıştı.
Son yıllarda ödülün önceki sahipleri arasında Paul Lynch (Prophet Song), Shehan Karunatilaka (The Seven Moons of Maali Almeida) ve Damon Galgut (The Promise) gibi isimler bulunuyor.
Edebiyat Dünyasında Yeni Bir Dönüm Noktası
David Szalay’ın “Flesh” romanı, sade dili ve derin tematik yapısıyla yalnızca 2025’in değil, son yılların da en dikkat çekici eserlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Booker jürisinin oy birliğiyle aldığı karar, yazarın edebi gücünün evrensel bir karşılık bulduğunu bir kez daha kanıtladı.
