Taara, şehirlerde fiber optik altyapı döşenmeden yüksek hızlı bağlantı imkanı sunan yenilikçi bir kablosuz veri iletim sistemi olan “Beam”i tanıttı. Bu teknoloji, görünmez ışık ışınlarını kullanarak 10 kilometreye kadar mesafede 25 gigabit/saniye (Gbps) hızında veri transferi gerçekleştirebiliyor. Yaklaşık 8 kilogram ağırlığındaki cihaz, yer kazısı gerektirmiyor ve kısa sürede yüksek noktalara monte edilerek hizmete alınabiliyor.
Beam sistemi, geleneksel radyo dalgalarına dayalı kablosuz iletişimden farklı bir prensiple çalışıyor. İki cihazın birbirini doğrudan görecek şekilde karşılıklı konumlandırılması gerekiyor. Veri gönderici cihaz, dar bir ışık huzmesi oluştururken, karşıdaki cihaz bu ışını algılayarak veriyi çözümlüyor. Bu işlemde, havanın fiber optik kablolardaki cam lifin görevini üstlenmesiyle, veri elektromanyetik radyo dalgaları yerine doğrudan ışık aracılığıyla taşınıyor.
Bu yöntem sayesinde, kapsamlı kablo döşeme işlemlerine ihtiyaç kalmıyor. Yer altı kazıları, kanal açma, boru döşeme ve ardından yolların yeniden kapatılması gibi maliyetli ve zaman alıcı süreçler ortadan kalkıyor. Cihazlar, sokak lambaları, kuleler veya binaların çatıları gibi mevcut yüksek noktalara kolayca yerleştirilebiliyor. Kurulum işlemi dakikalar içerisinde tamamlanabiliyor ve sistemin ortalama güç tüketimi yaklaşık 90 watt seviyesinde seyrediyor.
Ülkemizde fiber altyapı yatırımları son dönemde artış gösterse de, Avrupa Birliği ve OECD ortalamalarının gerisinde kalmaya devam ediyor. Mevcut fiber uzunluğunun, Güney Kore gibi gelişmiş ülkelerin seviyesine ulaşması için yaklaşık dört kat artırılarak 2 milyon kilometreye çıkarılması gerektiği belirtiliyor. Büyük şehirlerde bile birçok kullanıcının 100 Mbps gibi hızlarla sınırlı kalmasının temel nedeni, yeni fiber hat döşemenin yüksek maliyetli ve uzun süreli kazı izin süreçlerine bağımlı olması.
Beam teknolojisi, bu tür altyapısal engelleri doğrudan aşma potansiyeli taşıyor. Fiziksel kablo bağlantısı gerektirmediği için, internet servis sağlayıcıları (İSS) yeni mahallelere veya bölgeler arası bağlantılara, geleneksel altyapı yatırımına girmeden yüksek kapasiteli hatlar kurabiliyor. Bu sistem doğrudan bireysel son kullanıcıya yönelik bir ürün değil; daha çok internet servis sağlayıcılarının ana omurga bağlantıları ve baz istasyonu ara bağlantıları için tasarlandı. Kullanılabilmesi için operatörlerin bu teknolojiyi mevcut şebekelerine entegre etmesi gerekiyor.
Kazı maliyetleri ve izin süreçleri, fiber optik ağların yayılımı önündeki en büyük bariyerlerden. Beam gibi sistemler, operatörlerin yatırım maliyetlerini önemli ölçüde düşürebilir ve yeni bölgelerde bağlantı kurulmasını hızlandırabilir.
Ancak bu teknolojinin de bazı kısıtlamaları bulunuyor. Işık tabanlı iletişim, doğrudan görüş hattına ihtiyaç duyuyor. Yoğun sis, şiddetli yağmur ve diğer olumsuz atmosferik koşulların sistemin performansını nasıl etkileyeceği önemli bir soru işareti. Taara’nın Afrika ve Hindistan’daki saha kurulumlarının başarılı olduğu bildirilse de, yüksek nem ve sisin sık yaşandığı şehirlerdeki gerçek dünya performansı henüz tam olarak netlik kazanmış değil.
Beam sistemi, altyapı yatırımının zor olduğu bölgelerde, iki mahalle arasında fiber çekilemeyen durumlarda veya geçici kapasite ihtiyaçları için alternatif bir bağlantı çözümü sunuyor. Operatörler tarafından yaygın olarak benimsenmesi durumunda, yer kazısı yapmadan yüksek hızlı internet bağlantısının kurulması çok daha pratik hale gelebilir.
