Ekim Devrimi’nin ardından, yeni bir toplum inşasının temel taşlarından biri olarak “yeni insan” ideali Sovyetler Birliği’nin hedefleri arasında yer alıyordu. Bu tanımlama, sonradan alaycı bir ifadeyle “Homo Sovieticus” olarak anılan kavramdan ziyade, ilerlemeci, gerçekçi, akılcı, üretime odaklı, adanmış ve feodal ile kapitalist etkilerden arınmış bir birey tasvirini içeriyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen “Sevgili Yelena Sergeyevna” adlı oyunun başkarakteri Yelena Sergeyevna da bu Sovyet insanı idealini temsil eden bir figür olarak karşımıza çıkıyor.
Oyun, Sovyetler Birliği’nin çöküşünü hazırlayan Mihail Gorbaçov’un Perestroyka politikalarının hemen öncesinde, 1979 yılında Lyudmila Razumovskaya tarafından Kültür Bakanlığı’nın isteği üzerine “sorunlu gençler” temasıyla kaleme alındı. Ancak, “Sovyet gençliğinin bu tür sorunlara sahip olmadığı” gerekçesiyle başlangıçta reddedildi. Buna rağmen, 1981’de Talinn ve ardından Moskova’daki Lenkom Tiyatrosu’nda izleyiciyle buluştu. 1983’te yasaklanan eser, Perestroyka dönemiyle birlikte yeniden sahnelere dönerek önemini kanıtladı.
Eserin özünde, idealist ve ilkeli bir matematik öğretmeni olan Yelena Sergeyevna’nın yaşamına odaklanılıyor. Annesiyle birlikte mütevazı bir evde yaşayan öğretmenin doğum gününde kapısını çalan öğrenciler, ellerinde çiçekler ve hediyelerle belirirler. Başlangıçta oldukça sıcak ve samimi görünen bu kutlama gecesi, ilerleyen saatlerde gerilimli ve karanlık bir “kötülüğün” su yüzüne çıkmasıyla beklenmedik bir yöne sapar.
Matematik dersinden düşük not alan Lalya, Volodya, Pacha ve Vitya adlı dört öğrenci, yükseköğretime geçişte karşılaştıkları engeli aşmak istemektedirler. Bu pahalı hediyeler, çiçekler ve yüzeysel sevgi gösterileri aslında bir çürümenin ilk işaretleridir. Öğrencilerin gerçek amacı, sınav kağıtlarının bulunduğu kasanın anahtarını ele geçirmek ve kendi düşük notlu kağıtlarını değiştirmektir. Bu hedefe ulaşmak için Volodya’nın babasının bağlantılarının, Yelena Sergeyevna’nın annesinin rahatsızlığı üzerinden kullanılması kozu ortaya atılır. Ancak Yelena Sergeyevna gibi ilkelere bağlı, dürüst bir öğretmen için bu istek asla kabul edilemezdir. Sergeyevna direnişe geçerken, Volodya önderliğindeki gençler değerler sistemini yıkıma uğratarak her türlü kötülüğe kapı aralar ve sınırları zorlarlar. Volodya, baştan beri Sergeyevna’nın direnişinin bir noktada biteceğine inanır ve haklı çıkar. Ancak tam o anda her şey sona erer: Anahtar sahipsiz kalır. Oyun, eğitim sistemindeki rekabetin gençleri nasıl yozlaştırabildiğini, aklın, mantığın ve vicdanın kişisel hırslar karşısında ne kadar etkisiz kalabildiğini çarpıcı bir biçimde sergiler.
Oyunun tanıtım kitapçığında yönetmen Bora Seçkin, “Sorular bu defa doğru şıkkı aramıyor, yanlışı tespit mesele… Uyarı; yanlışlar görmezden gelinirse bireysel ve toplumsal çürüme normalleşir ve kötülük çoğalır…” sözleriyle eserin temel mesajını vurgular. Razumovskaya, Sovyet toplumunun bağrından filizlenen bu sorunu görmüş ve “çürüyor ve kötüleşiyoruz” diyerek içtenlikle bir uyarıda bulunmuştur. Çözüm olarak ise ilerlemeci, gerçekçi, akılcı, üretim odaklı, adanmış, feodaliteden ve kapitalizmden uzak, değerlerinden kopmayan bir toplumu işaret etmiştir.
Dramaturjisi Hande Ören tarafından yapılan, dekor ve kostüm tasarımı Almila Altunsoy’a, ışık tasarımı Özcan Çelik’e, efekt tasarımı Emrah Can Yaylı’ya ait olan bu yapımda Ayşecan Tatari, Cihat Faruk Sevindik, Direnç Dedeoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya ve Hazal Uprak rol alıyor. Işık ve dekor tasarımının gerçekçi yaklaşımı, izleyicilere 1980’lerin Sovyetler Birliği’nden bir kesiti adeta canlı olarak izledikleri hissini veriyor. Yönetmen Bora Seçkin’in, 1991 yılında Kenter Tiyatrosu’nda sahnelenen “Sevgili Yelena Sergeyevna” oyununda “Pacha” karakterini canlandırdığı da dikkat çekici bir detay.
Oyun, 21 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de Beylikdüzü Fatih Sultan Mehmet Kültür Sanat Merkezi Rasim Öztekin Sahnesi’nde sanatseverlerle yeniden buluşacak.
