Uzun yıllar eğitimde dijital dönüşümün öncü ülkeleri arasında gösterilen İsveç, teknoloji odaklı eğitim yaklaşımını yeniden gözden geçiriyor. Öğrencilerin okuma alışkanlıkları ve dikkat sürelerine ilişkin artan kaygılar nedeniyle hükümet, basılı ders kitaplarını yeniden eğitim sisteminin merkezine taşımaya hazırlanıyor.
2000’li yılların başından itibaren okullarda ders kitaplarının yerini büyük ölçüde dizüstü bilgisayarlar ve tabletler almış, birçok belediye “her öğrenciye bir cihaz” uygulamasını hayata geçirmişti. Ancak son yıllarda elde edilen akademik veriler ve öğretmenlerin gözlemleri, dijital eğitimin bazı alanlarda beklenen sonuçları vermediğini ortaya koydu.
Bu kapsamda İsveç hükümeti, 2023 yılında okullara yeni basılı ders kitapları kazandırılması amacıyla 685 milyon İsveç kronu bütçe ayırdı. Ayrıca tüm öğrencilerin basılı eğitim materyallerine erişimini sağlamak için takip eden yıllarda her yıl 500 milyon kronluk ek kaynak aktarılması kararlaştırıldı.
Eğitim Bakanlığı da okul öncesi döneme yönelik yeni bir yaklaşım benimsedi. Bakanlık, 6 yaşına kadar olan çocukların okul saatleri içinde dijital cihaz kullanmamasını, zorunlu durumlarda ise bu kullanımın en düşük seviyede tutulmasını öneriyor.
Politika değişikliğinde öğrencilerin okuma becerilerine ilişkin uluslararası araştırmalar da etkili oldu. Dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma performansını ölçen PIRLS araştırmasına göre İsveç’in puanı 2016 yılında 555 iken, 2021’de 544’e geriledi. Ülke hâlâ 500 puanlık uluslararası ortalamanın üzerinde yer alsa da yaşanan düşüş, eğitimde yoğun ekran kullanımının etkilerini yeniden tartışmaya açtı.
Öğretmenler de özellikle uzun metinlerin okunması sırasında öğrencilerin dikkatlerini toplamakta zorlandığını ve ekran üzerinden yapılan eğitimlerde konsantrasyon seviyesinin düştüğünü ifade ediyor.
Bilim insanları ise el yazısının öğrenme sürecindeki önemine dikkat çekiyor. Karolinska Enstitüsü araştırmacıları, elle yazı yazmanın görme, motor becerileri, dil ve hafıza ile ilişkili beyin bölgelerini aynı anda çalıştırdığını belirtiyor. Klavye kullanımında ise daha sınırlı ve tekrarlayan hareketlerin devreye girdiği, bunun özellikle küçük yaştaki çocukların bilişsel gelişimi açısından önemli bir fark oluşturduğu vurgulanıyor.
Uluslararası araştırmalar da basılı materyaller üzerinden okunan metinlerin, dijital ekranlardan okunan içeriklere kıyasla daha iyi anlaşıldığını ortaya koyuyor. İsveç’in attığı yeni adımların, eğitimde teknoloji ile geleneksel yöntemler arasında daha dengeli bir model oluşturmayı hedeflediği değerlendiriliyor.
