Latmos Dağları, sadece büyüleyici doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda insanlık tarihinin 8 bin yıl öncesine uzanan eşsiz kaya resimlerini barındırmasıyla da öne çıkan bir bölgedir. Geniş bir alana yayılmış bu tarih öncesi izler, insanlık mirasımız açısından büyük bir değer taşımaktadır. Ancak ne yazık ki, son zamanlarda Kerdemlik Mağarası’nda meydana gelen bir vandallık olayı, bölgenin korunmasındaki yetersizlikleri bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Latmos Platformu temsilcisi Dr. Varol Aydın, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda, Latmos’un en bilinen ve ziyaretçi çeken tarih öncesi kaya resimlerinin bulunduğu Kerdemlik Mağarası’nın hemen yanındaki, üzerinde silik motifler barındıran bir kaya yüzeyine boya ile yeni figürler çizilerek bir suç işlendiğini belirtmiştir. Bu tahribatın ardından sosyal medyada birçok paylaşım yapıldığını ifade eden Aydın, ilginç bir tepki zincirini gözlemlediğini dile getirmiştir. Geçmişte bu bölgeyi tanıtan, rehberlik ve turizm faaliyetleri düzenleyen kişilerin bile, olayın sorumluluğunu “çok bilindiği ve çok insan geldiği için bunlar oluyor” şeklindeki bir yaklaşıma yüklediğini, ancak asıl suçlunun kim olduğunu veya bu tür tahribatların nasıl engellenebileceğini sorgulamaktan kaçındıklarını belirtmiştir. Aydın, bu tavrı, bir yere yerleşenlerin sonradan başkalarının gelmesini istememesine benzetmiştir.
Bu eylemin kesinlikle bir suç teşkil ettiğini ve cezalandırılması gerektiğini vurgulayan Aydın, bölgeyi bilen ve korumakla yükümlü kimsenin “Bunu nasıl engelleyebilirdik?” sorusunu sormamasının düşündürücü olduğunu eklemiştir. Kerdemlik kaya resimleri ve çevresi, uzun yıllardır yerel halkın rehberlik hizmetleriyle gelir elde ettiği popüler bir turizm alanı olmasına rağmen, ortak bir bilinçle uyarı levhaları yerleştirmek veya kamera sistemleri kurmak gibi basit koruma önlemlerinin dahi alınmamış olması eleştirilmiştir. Aydın, bir güvenlik kamerası varlığının bu vandallığı engelleyebileceğini, bu tür sistemlerin hem resmi kurumlar hem de yerel işletmeler tarafından kolaylıkla kurulabileceğini ifade etmiştir.
Bu eylemin planlı bir suç olduğunu, hatta potansiyel bir dizi eylemin başlangıcı olabileceğini belirten Dr. Aydın, Latmos bölgesindeki sadece kaya resimlerinin değil, tüm doğal ve kültürel miras alanlarının benzer saldırılara açık olabileceği uyarısında bulunmuştur. Bölgenin korunması için en net çözümün, burayı doğal ve kültürel SİT alanı ilan ederek kapsamlı bir koruma statüsü oluşturmak olduğunu belirtmiştir. Ancak Aydın, bu koruma statüsünün gecikmesinin ardındaki temel nedeni de açıklamıştır: Madencilik sektörünün bölgeye yönelik yoğun ilgisi. Çine ve Yatağan arasında yer alan Gökbel Dağı’nın, Beşparmak Dağı çevresinden farksız doğal ve kültürel miraslara sahip olmasına rağmen, madencilik faaliyetleri tarafından acımasızca yok edildiğini, çünkü buranın Latmos gibi “bilinen” bir bölge olmadığını vurgulamıştır. Latmos Platformu’nun hukuki mücadeleleri bazı madencilik girişimlerini durdurmuş olsa da, daha az bilinen alanlar maalesef gözden çıkarılmaya devam etmektedir.
