Aydın’da yer alan Latmos (Beşparmak) Dağları, Türkiye’nin eşsiz kültürel ve doğal miraslarından biri olup, ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. Bu bölgenin özgün antik kaya resimleri ve benzersiz jeolojik oluşumları, taş ocakları ve rüzgar enerjisi santrali (RES) projeleri gibi endüstriyel faaliyetlerin yanı sıra, bilinçsiz ziyaretçilerin neden olduğu tahribatla da gitgide daha kırılgan hale gelmektedir.
Son dönemde yaşanan üzücü bir olayda, Milas’ın Gölyaka Mahallesi sınırları içindeki Kerdemelik kaya resminin bulunduğu alan, kimliği belirsiz kişilerce boyanarak zarar gördü. Bu durum üzerine Kuşadası Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) bir açıklama yaparak, bölgedeki kültür varlıklarının tescilli olmasına rağmen, alanın bütüncül bir koruma statüsünden yoksun olduğuna dikkat çekti. Bu parçalı koruma yaklaşımı, geniş coğrafyanın tehditlere açık kalmasına neden olmaktadır.
Anadolu’nun en eski masiflerinden biri olan Latmos, subtropikal iklimlerde görülen kendine özgü aşınma süreçleriyle şekillenmiş bir topografyaya sahiptir. Bu durum, dağa benzersiz şeklini kazandırmış ve hayvanlar, efsanevi yaratıklar, insan yüzleri gibi yorumlanan figürlerle dolu bir “coğrafya parkı” görünümü vermiştir. Latmos-Beşparmak Dağları ile Bafa Gölü ve çevresi, bu fantastik görünümleri ve arkeolojik değerleriyle son derece özel ve eşsiz kültürel ve doğal zenginlikleri barındırmaktadır. Antik çağlardan beri önemli bir kutsal dağ ve kült merkezi olan Latmos’ta tespit edilen, MÖ 6. bin – MÖ 5. bin ilk yarısına tarihlenen kaya resimleri, Yakındoğu arkeolojisinin son dönemdeki büyük keşifleri arasında sayılmaktadır.
Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu başkanı arkeolog Nezih Başgelen, süregelen tahribat hakkında ciddi endişelerini dile getirdi. Başgelen, Bafa Gölü’nün doğusu ve kuzeydoğusundaki koruma altındaki alan içinde açılan yeni maden ocakları ve rüzgar enerjisi girişimlerinin, hektarlarca alanı kapsayan tarihi ve doğal değerleri yok olma tehlikesiyle baş başa bıraktığını belirtti. Endüstriyel tehditlerin yanı sıra, ziyaretçilerin de paha biçilmez kaya resimlerinin bozulmasına katkıda bulunduğunu vurguladı. Birçok kişinin resimleri daha iyi görebilmek amacıyla üzerine yağlı maddeler sürmesi ya da ıslak bezle silmesi, geri dönülmez zararlara yol açmaktadır. Son dönemdeki endişe verici bir başka gelişme ise mevcut resimlere müdahale edilmesi ve yeni resimler yapma teşebbüsleridir. Başgelen, gerekli koruma önlemleri alınmazsa, henüz tam olarak turizme açılmamış bu eşsiz bölgenin kültürel ve doğal değerleriyle bir daha geri gelmeyecek şekilde zarar göreceği uyarısında bulundu. Ancak sivil toplum kuruluşları ve yerel halkın, hem açtıkları davalarla hem de protesto eylemleriyle Latmos’u doğası ve kültürüyle korumak için örnek bir mücadele sergilediğini de ekledi.
EKODOSD, sosyal medyanın Latmos’un tanıtımında iki ucu keskin bir bıçak olduğuna dikkat çekti. İyi niyetli olsa dahi, bölgenin her noktasını detaylı ve abartılı bir şekilde gösteren paylaşımların, bu bakir ve büyük ölçüde denetimsiz vahşi doğaya çok sayıda insanı çektiğini vurguladı. Bu denetim eksikliği, bölgeye kimlerin gittiğini ve neler yapıldığını takip etmeyi oldukça zorlaştırmaktadır. Bu savunmasızlık, tekrarlanan vandalizm eylemlerine yol açmıştır. Örneğin, 2012 yılında keşfedilen ve düğün kutlamaları, ilkbahar şenlikleri gibi geçiş ritüellerini yansıttığı düşünülen Göktepe kaya resmi, kimliği belirsiz kişilerce üzerine sıvı sürülerek tahrip edilmiş, aradan geçen 14 yıla rağmen failleri tespit edilememiştir. Milas Müzesi ekipleri, Kerdemelik kaya resminin tuval gibi boyanarak tahrip edilmesi olayında incelemelere başlamıştır. Ayrıca, kış aylarında mağara ve kaya sığınaklarında, içinde kaya resmi olup olmadığı bilinmeden ateş yakılması, değerli resimlerin tamamen yok olmasına neden olmuştur; Bozalan Yaylası’ndaki bir mağara resmi de bu şekilde ortadan kalkmıştır. Bu eşsiz ve kırılgan mirası koruma zorunluluğu, her zamankinden daha acildir.
