Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un aynı adlı çok satan romanından uyarlanan “Masumiyet Müzesi”, 13 Şubat Cuma günü dokuz bölümlük bir yapım olarak Netflix’te izleyiciyle buluşacak. The New York Times’ta yayımlanan ve Ben Hubbard imzasını taşıyan röportajda, Pamuk’un projeye uzanan zorlu süreci ve yapım aşamasındaki aktif rolü ayrıntılarıyla aktarıldı.
Hollywood Denemesi Hayal Kırıklığıyla Sonuçlandı
Röportaja göre Pamuk, yaklaşık altı yıl önce ismini açıklamadığı bir Hollywood şirketiyle romanın uyarlanması için anlaşma yaptı. Ancak hazırlanan senaryo yazarı tatmin etmedi. 1970’ler ve 80’ler İstanbul’unda geçen, takıntılı bir aşk hikâyesini merkezine alan 500 sayfayı aşkın romanda yapılan köklü değişiklikler, Pamuk’a göre anlatının ruhunu zedeliyordu.
Yazar, o dönemde ciddi endişe yaşadığını ve metnin istemediği bir biçimde çekilme ihtimaline karşı hukuk mücadelesi başlattığını belirtti. Haklarını geri alma sürecini 2022 yılında kazandığını ifade eden Pamuk, bu deneyimi “kâbus” olarak tanımladı.
Ay Yapım’la Dört Yıllık Titiz Çalışma
Hollywood deneyiminin ardından Pamuk, projeyi bu kez Ay Yapım’la hayata geçirme kararı aldı. Yapım şirketinin İcra Kurulu Başkanı Kerem Çatay, yazarın sürece yoğun biçimde katıldığını ve senaryo çalışmalarının sayfa sayfa ilerlediğini söyledi. Dizinin tamamlanmasının dört yıl sürdüğünü belirten Çatay, bunun 19 yıllık kariyerindeki en uzun proje olduğunu vurguladı.
Pamuk’un projedeki hassasiyeti dikkat çekti. Yazarın, yapım sürecinde peşin ödeme talep etmediği ve senaryo tamamlanmadan sözleşme imzalamadığı aktarıldı. Şartları arasında künye bölümünde hem romanın hem de Masumiyet Müzesi’nin adının yer alması ve dizinin tek sezonla sınırlı kalması da bulunuyordu.
“Kariyerimin Geç Döneminde Bir İlk”
73 yaşındaki Pamuk için Netflix prömiyeri, kariyerinde yeni bir sayfa anlamına geliyor. Röportajda, dijital platformda ilk kez bir prömiyer yapmasının yazar açısından önemli bir dönüm noktası olduğu ifade edildi.
Pamuk, eserlerinin sinemaya uyarlanması konusundaki motivasyonunu da açık sözlülükle dile getirerek, “Elbette her romancı eserinin filme uyarlanmasını ister. Çoğu zaman motivasyon ya paradır ya da popülerliktir. Ben de bu zaafları taşıyorum” dedi.
Feminist Eleştiriler ve Kadın Yönetmen Tercihi
Dizinin yönetmen koltuğunda Zeynep Günay oturdu. 1970’lerin Nişantaşı atmosferini yansıtmak için özel bir set kuruldu. Kemal karakterini Selahattin Paşalı canlandırırken, Füsun rolünde Eylül Kandemir yer aldı.
Pamuk, roman yayımlandıktan sonra feminist çevrelerden gelen eleştirileri de değerlendirdi. Hikâyeyi erkek karakterin bakış açısından anlattığı için eleştirildiğini hatırlatan yazar, “Orta Doğulu erkeklere atfedilen yanlış anlamalardan kaçınmaya çalıştım ama tüm feminist eleştirileri tamamen kabul ediyorum” ifadelerini kullandı. Kadın bir yönetmenle çalışmanın, anlatıya kadın karakterin perspektifini daha güçlü biçimde taşıdığını da sözlerine ekledi.
Kamera Önünde Orhan Pamuk
Dizi, Pamuk için bir başka ilki daha beraberinde getirdi: oyunculuk. Yazar, bazı sahnelerde kendisini canlandırarak Kemal’in yaşadıklarını anlatan Orhan Pamuk karakterine hayat verdi. Performansıyla ilgili mütevazı bir değerlendirmede bulunan Pamuk, “Buna oyunculuk denemez, çünkü kendimi oynuyorum” dedi.
Kerem Çatay ise esprili bir dille, “İdare eder, ama daha iyi bir yazar” yorumunu yaptı.
Uzun ve zorlu bir hazırlık sürecinin ardından tamamlanan “Masumiyet Müzesi”, hem edebiyat hem de televizyon dünyasında dikkatle izlenecek bir uyarlama olarak öne çıkıyor.
