Arthur Miller’ın ölümsüz eseri “Satıcının Ölümü”, sahnedeki sade ama bir o kadar da derin bir tasarımla izleyicileri Willy Loman’ın hüzünlü yaşam yolculuğuna çıkarıyor. Minimalist bir uzun yol dekoru, oyun boyunca bir evden restorana, şirketten otel odasına kadar birçok farklı mekana dönüşerek, hayatın kendisinin de sonu belli olmayan bir yolculuk olduğu gerçeğini vurguluyor. Bu yolda Willy’nin kırık umutlarına, hayal kırıklıklarına ve ailesiyle olan karmaşık ilişkisine tanık oluyoruz.
Willy Loman, kendi hayal dünyasında hapsolmuş, gerçeklikten uzaklaşmış bir karakter. Kendisini ve çocuklarını arzu ettiği gibi görerek bir yanılsama içinde yaşar. Belki de tek gerçekliği karısı Linda olsa da, seyahatlerindeki yalnızlığı onu bu gerçeklikten de uzaklaştırır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’sının değişken ekonomik ortamında bocalaması, geçmişle gelecek arasında gidip gelmeleri ve nihayetinde bunalıma girerek intihar etmesi, Loman’ın trajedisini evrensel bir insanlık dramına dönüştürüyor. Miller, eserinde Amerikan Rüyası’nın bedelini sorgularken, Willy’nin hikayesi üzerinden emeği değersizleşen, ekonomik sorunlarla boğuşan ve hayata tutunmaya çalışan herkesin trajik öyküsünü sahneye taşıyor. Willy, iç dünyasında parlak bir güneş olduğuna inansa da, dışarıdaki gerçeklik onu saran bir sis perdesi ve alacakaranlıktan ibarettir.
Oyun, yoğun diyaloglarla ilerlerken, Beyti Engin’in usta oyunculuğu Howard karakterine hayat vererek dikkatleri üzerine çekiyor. Engin, rolüne öylesine bürünüyor ki, izleyiciye keyifli anlar yaşatıyor. Zerrin Tekindor’un etkileyici kapanış tiradı büyük alkış toplarken, Halit Ergenç’in Willy Loman portresi, Kerem Arslanoğlu ve Kubilay Karslıoğlu’nun performansları da prodüksiyonun güçlü oyuncu kadrosunu oluşturuyor. Sahne tasarımı Olivier ve Tony ödüllü Es Devlin’e, kostümler Tony ve Olivier ödüllü Katrina Lindsay’e aitken, ışık tasarımı Oliver Fenwick ve müzikler Oğuz Kaplangı tarafından hazırlanmış. Yönetmenlik koltuğunda ise Londra National Theatre’ın genel sanat yönetmenliğini üstlenmiş Rufus Norris oturuyor.
Ancak bu büyük prodüksiyonun ardında, oyunun ele aldığı ekonomik sıkıntılarla ironik bir şekilde örtüşen bilet fiyatları dikkat çekiyor. “Kısıtlı görüş” adı altında satılan biletler 1250 TL’den başlarken, en iyi kategoriler için fiyat 5500 TL’ye kadar çıkıyor. Emeğin değersizleştiği, bireyin hayata tutunma mücadelesinin anlatıldığı bir eseri izlemenin bu denli yüksek bir maliyete sahip olması, günümüz Türkiye’sindeki ekonomik gerçekliklerle birleşince, Loman’ın trajedisini farklı bir boyutta güncel kılıyor. Oyunun kalabalık oyuncu kadrosunun, özellikle de minor roller için bu kadar çok kişiye ihtiyaç duyulup duyulmadığı sorusu da akıllara geliyor. Bu durum, oyunun temel teması olan ekonomik dramı pekiştiren güncel bir ironi sunuyor.
