Türkiye’nin 2025 yılı arkeolojik kazıları, binlerce yıllık geçmişi gün yüzüne çıkararak medeniyetler tarihine önemli katkılar sağladı. Geçtiğimiz yıl ülke genelinde yaklaşık 200 arkeolojik kazı yürütüldü ve bu çalışmalar, Anadolu topraklarında yaşamış farklı medeniyetlere dair yeni bilgiler sunarken, arkeologların uzun ve meşakkatli çalışmalarını da gözler önüne serdi. “Arkeologlar, sonucu görmeden ölür” sözünü hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Çevik’in ifadesi doğrultusunda, bu kazılar sadece toprak altında yatan kalıntıları değil, aynı zamanda geçmişin ruhunu da ortaya çıkarıyor.
Bu yılın en dikkat çekici çalışmaları, Şanlıurfa’daki Taş Tepeler Projesi ve Karahantepe kazılarıyla yoğunlaştı. Taş Tepeler Projesi’nde, özellikle Karahantepe’deki Batı Teras’taki BD yapısında bulunan 3 parça halinde bir insan heykeli, bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Ayrıca, Karahantepe’de, üst kısmında insan yüzü tasviri taşıyan 1.3 metre yüksekliğindeki T biçimli dikilitaşın, insanı temsil eden anıtsal dikmelerin varlığını güçlendirdiği belirtildi. Yapının kendisi de, sekileri ve ana kayadan şekillendirilmiş zeminiyle bugüne kadar açığa çıkarılan en görkemli yapılardan biri olarak kabul ediliyor.
Göbeklitepe’de ise A, B, C ve D Yapıları’nın da bulunduğu GT1 alanı yoğunlaştırılan çalışmalarla, duvar içine sırt üstü yatar pozisyonda yerleştirilmiş 72 cm uzunluğunda bir insan heykeliyle karşılaşıldı. Çakmaktepe’de, dönemin ritüel uygulamalarına ışık tutan dikkat çekici bulgulara ulaşılırken, yapının kuzey kısmında yaklaşık 10×3 metrelik bir alana yayılmış, çoğu ceylan türüne ait 30’dan fazla kafatası gün yüzüne çıkarıldı. Tüm kafataslarının yakılmış olması, bu alanın törensel bir sahne olarak kullanıldığını gösteriyor.
Diğer önemli kazılardan biri, Gürcütepe II ve III’te Geç Çanak Çömleksiz Neolitik döneme tarihlenen hücre planlı yapılar evresi kazısıydı. Bu kazıda, üst evrede bir yapı ve sokağı ortaya çıkarırken, alt evrede farklı bir yapıda dört bireyin mezarına hocker pozisyonunda gömülmüş halde rastlandı. Siverek’teki Başbük Mahallesi’nde yapılan kurtarma kazısında bulunan ana kayaya oyulmuş kutsal alan ve duvarlarındaki yaklaşık 3 bin yıllık resimler ise, bölgenin tarihi ve kültürel mirasına önemli bir katkı sağladı. Sefertepe’de arkeometrik çalışmaların yanı sıra restorasyon çalışmaları yürütülürken, Sayburç’ta konutlar ve özel yapılar üzerindeki çalışmalar devam etti. Özellikle konut yapılarının içinde duvarlara açılan nişlere yerleştirilmiş ikincil gömütler dikkat çekti.
Bu kazılar, Türkiye’nin zengin arkeolojik potansiyelini bir kez daha gözler önüne sererken, geleceğe aktarılacak önemli bir mirasın korunması ve araştırılması için yapılan çalışmaların önemini de vurguluyor.
