Beykoz Yalıköy’de bulunan 300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin restorasyon sonrası yeni görünümü kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Tarihi yapının kendine özgü silindir gövdesinin yerine, yeni, dikdörtgen biçimli bir mermer yapının gelmesi geniş çaplı tartışmalara yol açtı.
Çeşmenin orijinal kitabelerinin durumu hakkındaki iddialar üzerine bir açıklama yapan Vakıflar Genel Müdürlüğü, söz konusu uygulamanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yapıldığını duyurdu. Ancak İBB cephesinden yapılan açıklamada ise, yapıda izinsiz bir müdahale tespit edildiği, bununla ilgili tutanak tutulduğu ve çeşmenin koruma altına alındığı belirtildi. Bu karşılıklı açıklamalar, sorumluluk konusunda bir belirsizlik yarattı.
1746-1747 yılları arasında İstanbul Gümrük Emini İshak Ağa tarafından yenilenen çeşme, Beykoz’un önemli kültürel miraslarından biri olarak kabul ediliyor. “Su sarayı” adıyla da anılan bu yapı, sekiz mermer sütunu, altı sivri kemeri ve geniş bir saçağıyla klasik dönemin mimari özelliklerini taşıyan bir örnekti. Bu köklü geçmişe sahip anıtın geçirdiği dönüşüm, restoratörler ve uzman mimar Korhan Gümüş gibi isimlerin de dikkatini çekti.
Konuya ilişkin gazetemize konuşan Korhan Gümüş, yaşananları şu ifadelerle değerlendirdi: “Bu trajikomik durum, kamunun kültürel miras koruma konusundaki yetersizliğini gözler önüne seriyor. Yakın zamana kadar yerinde duran ve herkesin görebildiği bu üç asırlık çeşme, ‘çalınmamış’ olsa bile, korunması gereken tarihi bağlamı, fotoğraflarda görüldüğü üzere uyduruk bir şekilde yeniden inşa edilmiş. Yeni eklenen o ‘karikatürize mermer parça’, tüm bu olan bitene son noktayı koymuş gibi duruyor. Bunu kim yaptıysa, anlaşılan kendi tarihini yaratma derdine düşmüş. ‘Ecdat eserlerine sahip çıkıyoruz’ söylemiyle, tarihi bu şekilde icat etmeyi sahiplenmek olarak adlandırıyorlar anlaşılan. Bu durumu sadece bir hata olarak eleştirmek artık yeterli değil. Daha büyük bir felaketle karşı karşıyayız; kendi tarihini ve geçmişini dışlayan, ötekileştiren, kendi kendine ayrımcılık yapan bir şiddet görüyoruz. Buna ancak intihar demek mümkün.”




