Anadolu’nun binlerce yıllık kaya anıtları, arkeoloji camiasında derin bir endişeye yol açan tahribatlarla karşı karşıya. Uzmanlar, kültürel mirasın korunmasına yönelik herhangi bir önlem alınmamasına şiddetle tepki gösteriyor.
Arkeologlar Derneği Genel Başkanı Bülent Türkmen, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevini aksattığını ve sorumluluklarını yerine getirmediğini belirtiyor. Türkmen, her geçen gün yeni yasal düzenlemelerle kültürel ve doğal miras alanlarının imara, ranta açıldığını, maden şirketlerinin kullanımına sunulduğunu ve sermayenin hizmetine sunularak daha fazla tahrip edildiğini vurguluyor. Karabel Hitit Kaya Anıtı ve Aslankaya Frig Anıtı gibi yüzyıllarca ayakta kalmış yapıların, günümüzde bu denli zarar görmesini “içler acısı” olarak nitelendiriyor. Bu tahribatın, sadece kaçakçılık, definecilik veya vandalizmle açıklanamayacağını, zira ülkede kültürel miras koruma bilinci ve eğitiminde büyük eksiklikler olduğunu, gerekli önlemlerin alınmadığını ifade ediyor. Mevcut koruma kanunlarının uygulanmadığına, hatta değiştirilerek miras alanlarının daha da savunmasız hale getirildiğine dikkat çekiyor. Türkmen, yapılan “Türkiye arkeolojide altın çağını yaşıyor” açıklamalarına karşılık, ülkenin aslında “talan çağını” yaşadığını çok açık bir şekilde ortaya koyduğunu yineliyor. Bu nedenle, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumların, paha biçilmez kültürel mirasımızı korumak için elzem olan önlemleri derhal alması gerektiğini vurguluyor.
Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu Başkanı arkeolog Nezih Başgelen ise, Anadolu’daki kaya anıtlarında yaşanan defineci tahribatına bir başka acı örnek olarak Konya’nın Bozkır ilçesi Yelbeyi ve Bolat köyleri arasındaki Yelbeyi Kaya Mezarı’nı gösteriyor. Antik İsauria bölgesinde, Göksu Nehri’nin kaynak havzasında yer alan bu eşsiz eser, 1884’te Sterret tarafından “Akkale Kaya Mezarı” adıyla ayrıntılı olarak belgelenmiş, 1953’te Kurt Bittel tarafından tek bir fotoğrafla yayımlanmıştı. Ön ve yan yüzeyleri tamamen insan ve hayvan kabartmalarıyla süslü olan bu kaya mezarı, üst katında iki penceresi, alt katında ise bir kapısı bulunan iki katlı bir yapı cephesi şeklinde biçimlendirilmişti. Kapının solunda, mızrak, kılıç, zırh ve pelerinle donanmış atlı bir savaşçı kabartması dikkat çekiyordu; atının ayakları altında ise yerde yatan ve elleri arkadan bağlı ayakta duran iki insan tasviri görülebiliyordu. Bunların dışındaki tüm yüzeyler, ustaca betimlenmiş, sürüler halinde ilginç dağ keçisi figürleriyle doluydu. Ne yazık ki, bu benzersiz eser de defineciler tarafından tahrip edildi.
Uzmanlar, Anadolu’nun zengin kültürel mirasının yok oluşunun önüne geçmek için yetkili kurumların acilen harekete geçmesini ve somut adımlar atmasını bekliyor.




