Jean-Jacques Rousseau’nun ölümsüz eseri Toplum Sözleşmesi, Cansu Alaca’nın titiz çevirisiyle Elips Kitap etiketi altında okuyucularla buluştu. Bu önemli eser, siyaset felsefesinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor ve yayımlandığı günden bu yana tartışılmaya devam ediyor. Kitap, insanlığın özgürlükle olan karmaşık ilişkisini ele alan çığır açıcı bir soruyla başlıyor: “İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur. Bu değişim nasıl gerçekleşti?” Rousseau, bu sarsıcı başlangıçla birlikte, iktidarın doğasını, bireylerin itaat etme zorunluluğunu ve siyasi düzenin sanıldığı kadar doğal ya da kaçınılmaz olup olmadığını derinlemesine sorguluyor. Filozof, meşru bir siyasi düzenin yalnızca zorbalığa ya da köklü geleneklere dayanamayacağını savunur. Ona göre, gerçek…
Yazar: Edebi Bülten
Tayyip Çakan’ın Rus düşünce tarihi üzerine yaptığı derinlemesine akademik çalışmaların son ürünü olan “Rus Düşünce Tarihinde Balkanlar (1711-1877)” isimli eseri yayımlandı. Hürriyet Kitap markasıyla okurlara sunulan bu yeni kitap, Balkan coğrafyasının hem tarihsel evrimine hem de düşünsel altyapısına odaklanıyor. Yazarın bilinen disiplinlerarası yaklaşımını sergileyen bu eser, Slavcılık ve Pan-Slavizm ideolojilerinin yükselişiyle birlikte Balkan halklarının Rus düşünce dünyasındaki yerini ve önemini, edebiyat ile tarih arasındaki karmaşık ilişkiler çerçevesinde inceliyor. Kitap, Birinci Petro döneminden 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na (93 Harbi) kadar uzanan geniş bir zaman dilimini ele alıyor. Bu süreçte meydana gelen Balkan isyanlarını yalnızca askerî ve diplomatik gelişmelerin bir parçası olarak değil,…
Bekir Metin’in kaleminden çıkan ilk roman “Kanlı Pişmanlık”, Barış Kitap aracılığıyla edebiyatseverlerle buluştu. “Bizimkisi olsa olsa kanlı pişmanlıktır ana.” ifadesiyle başlayan bu eser, okuyucuyu 1960’lı yılların Ankara’sının kuzeyindeki, doğanın tüm cömertliğini sergilediği, yemyeşil bir köyün atmosferine davet ediyor. Roman, insan ruhunun karmaşık labirentlerinde filizlenen pişmanlıkların ve kaçınılmaz yüzleşmelerin izini sürerken, okuyucuyu derinden etkileyen bir anlatım diliyle sarıp sarmalıyor. Bu köy, dışarıdan bakıldığında huzurlu ve durağan bir yaşam sunsa da, aslında derinlerde gizlenmiş bastırılmış duyguları, hayatları kökten değiştiren kırılma anlarını ve bir daha geri dönülemeyecek kararların izlerini taşıyor. Metin, bu ilk romanında, bir ailenin kuşaklar boyu süregelen iç çatışmalarını ve çevresindeki…
“Gastronomiye İnterdisipliner Yaklaşım” adlı eser, Sami Sonat Özdemir’in hazırladığı ve Osman Güldemir’in editörlüğünü üstlendiği bir çalışma olarak Oğlak Kitap tarafından yayımlandı. Bu kitap, son zamanların popüler konularından biri olan gastronominin, günlük yaşamın en temel unsurlarından yeme-içme olgusuna dair nasıl yeni boyutlar ve anlamlar kazandırdığını detaylı bir şekilde inceliyor. Günümüzde yemek, sadece biyolojik bir ihtiyacı karşılamak üzere tüketilen bir unsur olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Gastronomi, bir yaşam deneyiminin her aşamasının titizlikle planlandığı, hedefe yönelik bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Tüketilen yiyecek ve içeceklerin türünden, bu aktivitenin nerede ve kimlerle gerçekleştirildiğine kadar geniş bir yelpazedeki kriterler aracılığıyla yeniden anlamlandırılan bu…
Uluslararası düzeyde okuyucu kitlesine sahip yazar John Boyne’un “Elementler” serisinin kapanış eseri olan “Hava” romanı, Deli Dolu Yayınları etiketiyle ve Mert Doğruer’in çevirisiyle raflardaki yerini aldı. Bu son kitap, geçmişin ağır yükünü sırtında taşıyan bir baba ile ergenlik çağındaki oğlunun çıktığı bir yolculuğu merkeze alıyor. Eser, aile bağları, yaşanan travmalar ve iyileşme süreçleri üzerine dokunaklı bir anlatı sunuyor. Boyne, bu çalışmasında mağduriyetle başa çıkmanın çeşitli biçimlerine odaklanıyor. Bireylerin geçmişte yaşadıkları zorlu deneyimlerle nasıl yüzleştiklerini, bu yaraların sonraki nesillere aktarılmadan nasıl taşınabileceğini inceliyor. Hikaye, çocuk psikoloğu Aaron Umber’in yıllardır uzak durduğu geçmişiyle hesaplaşmak üzere 14 yaşındaki oğlu Emmet ile birlikte çıktığı…
Enstitü, ünlü yönetmenin eserlerinin izinsiz şekilde yayımlanmasına karşı uyarıda bulunarak, yasal süreç başlatılabileceğini duyurdu. Açıklamada, Andrei Tarkovsky’nin kaleme aldığı Mühürlenmiş Zaman ve Martiroloji: Günlükler 1970-1986 gibi önemli eserlerin Türkiye’deki yayın haklarının yalnızca Agora Kitaplığı’na ait olduğu vurgulandı. Bu kapsamda, Alfa Yayınları tarafından söz konusu eserlerin izinsiz şekilde yayımlanmasının telif hakkı ihlali anlamına geleceği ifade edildi. Enstitü yetkilileri, bu tür girişimlerin “korsan yayıncılık” kapsamında değerlendirileceğini belirterek, gerekli görülmesi halinde hukuki adımların atılacağını açıkladı. Yapılan duyuruda, eserlerin yayımlanması için resmi izin alınmasının zorunlu olduğu özellikle vurgulandı. 1987 yılında Paris’te kurulan Andrei Tarkovsky Uluslararası Enstitüsü, bugün Floransa, Paris ve Moskova’da faaliyet gösteriyor. Kurumun…
Murathan Mungan’ın yeni eseri “Masa Mikrofonu”, Metis Yayınları etiketiyle okurlarla buluştu. Yazarın önceki düzyazı ve söyleşi derlemeleri olan “Devam Ağacı” ve “Güne Söylediklerim” kitaplarının izinden giden bu çalışma, ağırlıklı olarak Mungan’ın yakın zamanda gerçekleştirdiği sohbetleri bir araya getiriyor. Kitabın ortaya çıkış amacını Mungan’ın kendi ifadelerinden öğrenmek mümkün: “Farklı şehirlerde, sınırlı dinleyici kitlesiyle yapılan söyleşilerin daha geniş kitlelere ulaşması ve yazılı tarihin belleğine güvenilir bir şekilde kaydedilmesi benim için daima önemli olmuştur. Önceden hazırlanmış yazılı metinlere dayalı konuşmalar ile daha spontane gelişen söyleşileri aynı bütünlükte buluşturmaya gayret ettim. Özellikle ikinci türdeki sohbetlerin doğaçlama ritmini, sesini, tonunu ve yer yer yükselen tansiyonunu…
Hürer Ebeoğlu’nun yeni eseri, “Olmayacak Şeylerin Romanı” adıyla Bilgi Yayınevi tarafından okurların beğenisine sunuldu. Roman, insanlık durumunun derinliklerine nüfuz eden çarpıcı bir bakış açısı sunuyor. Yazar, eserinde mavi-beyaz dönen bir kürenin, yani dünyamızın ve üzerinde yaşayan milyarlarca insanın günlük telaşlarını, koşuşturmalarını ve nihayetinde kaçınılmaz sona doğru ilerleyişini gözler önüne seriyor. İnsanların ömürlerini adeta bir döngü içinde geçirmeleri, zamanlarının bir kısmını durağanlıkta, diğer kısmını ise sürekli bir hareket halinde, çeşitli amaçlar uğruna harcamaları ele alınıyor. Okuldan savaşa, marketten ibadethanelere kadar uzanan bu bitmek bilmez yolculuklar, yaşlılıkla birlikte hastane ziyaretlerine dönüşüyor ve sonunda tüm bu koşturmanın elle tutulur bir anafikir ya da…