Tarih dünyasının saygın isimlerinden, değerli hocamız İlber Ortaylı’nın 13 Mart 2026 tarihinde aramızdan ayrılışının ardından, onun okuma listesinde özel bir yer tutan ve geniş kitlelere tavsiye ettiği on iki eseri yeniden derledik. Ortaylı’nın entelektüel mirasını daha iyi anlamak ve onun derin bilgi birikiminden faydalanmak isteyenler için bu liste, adeta bir yol haritası niteliğindedir. Akademik çalışmalarından halka açık konferanslarına kadar her platformda bilginin ve öğrenmenin önemini vurgulayan Ortaylı, özellikle tarih, hukuk ve biyografi alanındaki bu eserlerle okuyucularına geniş bir perspektif sunmayı amaçlamıştır. Onun önerileri, genellikle derinlemesine araştırma, eleştirel düşünme ve farklı bakış açılarını kapsayan nitelikteydi. İşte merhum Ortaylı’nın okunmasını ısrarla önerdiği,…
Yazar: Edebi Bülten
Christian Kracht’ın kaleme aldığı “Ölüler” adlı roman, Can Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Tevfik Turan’ın Türkçeye kazandırdığı bu eser, edebi dünyada dikkat çekiyor. Roman, okuyucuyu Weimar Cumhuriyeti’nin son günlerine, Almanya’nın siyasi ve sosyal belirsizliklerle yoğrulduğu çalkantılı bir döneme sürüklüyor. Bu karmaşık atmosferin merkezinde, İsviçreli sinema yönetmeni Emil Nägeli, çağının ruhunu kusursuz bir şekilde yansıtabilecek bir film projesinin peşindedir. Onunla birlikte çalışan Japon yapımcı Amakasu ise bu sinematik girişimin çok daha ötesinde bir vizyona sahiptir; bu filmin, devasa bir Alman-Japon ortaklığının temelini atarak, küresel sinema endüstrisindeki Hollywood tekelini kıracağına inanmaktadır. Eser, gizemli ve çarpıcı anlatım diliyle, hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşmiş iki insanın…
Montserrat Roig’in kaleme aldığı ve Katalan edebiyatının önemli eserleri arasında anılan “Kiraz Mevsimi”, Medusa Yayınları etiketiyle okurlarıyla buluştu. Kitap, “Kiraz mevsimini arzulayan onun bir gün geleceğine inanmak zorundadır” felsefesiyle bir başlangıç yapıyor ve okuru derin bir iç yolculuğa çıkarıyor. Romanın merkezinde, on iki yıllık bir aranın ardından Barselona’ya geri dönen Natàlia yer alıyor. Genç kadın, geçmişin gölgesinin şehri sardığını, suskunlukla örülmüş evleri ve inkârla devam eden hayatları geride bırakmadığını fark eder. Franco rejiminin son dönemlerinde yaşanan değişimin eşiğindeki ülke, yorgun, kırgın ve sesini kısmış insanlarla dolu bir tablo çizer. Natàlia’nın bu dönüşü, yalnızca kişisel hafızasıyla değil, aynı zamanda ülkesiyle ve…
Altaylı, Ortaylı’nın son günlerde ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini belirterek okuyuculardan dua ve iyi dilek istedi. Altaylı yazısında, “Canımın parçası, çok değerli dostum ve hepimizin sevgisini kazanan İlber Ortaylı hocamız birkaç gündür ciddi sağlık problemleri yaşıyor. İnananlar dualarını, inanmayanlar ise iyi dileklerini eksik etmesin” ifadelerini kullandı. Konuya ilişkin açıklama Ortaylı’nın ailesinden de geldi. Ünlü tarihçinin sosyal medya hesabı üzerinden yapılan duyuruda, Ortaylı’nın yaklaşık beş gündür yoğun bakımda tedavi gördüğü bildirildi. Açıklamada, sağlık durumunun stabil olduğu ve alanında uzman bir ekip tarafından yakından takip edildiği vurgulandı. Aile ayrıca, kamuoyundan gelen destek mesajları ve duaların kendileri için büyük önem taşıdığını belirtti. Öte…
Kronik Kitap tarafından okurlarla buluşan “Bana Ne Oluyor?” adlı eser, gazeteci Yenal Bilgici’nin Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar ile gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşilerden oluşmaktadır. Günümüz dünyasının getirdiği hız ve karmaşa içinde bireylerin yaşadığı dikkat dağınıklığı, artan kaygılar ve sıklıkla hissettiği içsel boşluklara odaklanan bu kitap, modern insanın zihnini meşgul eden temel sorulara samimi ve düşündürücü yanıtlar arıyor. Eserde, Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’ın derinlemesine analizleri aracılığıyla, haz ile gerçek tatmin arasındaki ince fark açıklanıyor. Mükemmeliyetçiliğin bireyin üretkenliğini nasıl olumsuz etkilediği, erteleme alışkanlığı, suçluluk duygusu ve yetersizlik hissi gibi yaygın içsel çatışmalar sade ve anlaşılır bir dil ile ele alınıyor. Kitap, bu…
Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın edebiyatımızdaki en değerli miraslarından biri olan “Mavi Sürgün”, Bilgi Yayınevi tarafından hazırlanan ciltli özel baskısıyla yeniden okuyucuların beğenisine sunuldu. Bu yeni ve özenli edisyon, yazarın sürgün yıllarındaki deneyimlerini anlattığı bu kült eseri, modern bir sunumla edebiyatseverlerle buluşturuyor. “Mavi Sürgün”, sadece Cevat Şakir’in Bodrum’a gönderilişinin basit bir anı kitabı olmaktan çok öte bir anlam taşır. Eser, aynı zamanda ömründe yalnızca bir kez çiçek açtıktan sonra solan sabırlık bitkisinin metafizik çağrışımlarıyla, gözleri kör edilen tarlakuşunun acı hikayesini harmanlayarak derin bir anlatım sunar. Yazar, bu kişisel ve sembolik anlatımlarla, bireyin kaderi, direnci ve yeniden varoluş çabasını ele alır. Kitap, işgal…
Catherine Isaac’ın kaleminden çıkan “Ayaklarımın Altındaki Dünya” adlı roman, Epsilon Yayınevi aracılığıyla okuyucularla buluştu. Eser, iki kadının, iki ayrı dönemin ve iki farklı cesaret biçiminin iç içe geçtiği zengin bir anlatım sunuyor. Romanın başkahramanlarından Ellie için dünya, kelimenin tam anlamıyla ayaklarının altındaki toprağa, yani kendi bahçesinin sınırlarına hapsolmuş durumda. Bahçe kapısının ötesi, adını koyamadığı bir korkuyla çevrili; bu korku, geçmişten sızan rüyalar ve bastırılmış hatıralarla beslenerek onu yıllardır kendi sığınağında tutsak ediyor. Bu durum, genç kadının dış dünyayla olan bağını koparırken, iç dünyasındaki derin mücadeleleri ve yüzleşmekten kaçtığı gerçekleri gözler önüne seriyor. Diğer yanda, 1990’lı yılların çetin şartlarında, gazeteci Harriet’ın…
Buket Uzuner’in yeni eseri “Kız Neşesi,” okuyucularla buluştu. Everest Yayınları etiketiyle yayımlanan bu kitap, uzun süredir dilden dile dolaşan ve kadınların ruhunda yankı uyandıran o meşhur ifadeyi bir yaşam rehberine dönüştürüyor. Kitap, unutulmuş veya saklanmış o büyük gücün, şefkatin ve yaşama sevincinin bir bildirisi niteliğinde. Yazarın, yazdığı eserlerden bile daha çok tanındığını belirttiği “Kız Neşesi” kavramı, liseli genç kızlardan yaşlı ninelere, ev kadınlarından çalışanlara kadar toplumun her kesiminden kadının benimsediği bir ifade haline gelmiş durumda. Uzuner, bu iki kelimeye sığdırdığı enerjinin, insanlık tarihi boyunca var olan ancak zamanla üzeri örtülmüş, unutturulmuş eşsiz bir gücü temsil ettiğini vurguluyor. “Kız Neşesi”ni can,…