Hürer Ebeoğlu’nun yeni eseri, “Olmayacak Şeylerin Romanı” adıyla Bilgi Yayınevi tarafından okurların beğenisine sunuldu. Roman, insanlık durumunun derinliklerine nüfuz eden çarpıcı bir bakış açısı sunuyor.
Yazar, eserinde mavi-beyaz dönen bir kürenin, yani dünyamızın ve üzerinde yaşayan milyarlarca insanın günlük telaşlarını, koşuşturmalarını ve nihayetinde kaçınılmaz sona doğru ilerleyişini gözler önüne seriyor. İnsanların ömürlerini adeta bir döngü içinde geçirmeleri, zamanlarının bir kısmını durağanlıkta, diğer kısmını ise sürekli bir hareket halinde, çeşitli amaçlar uğruna harcamaları ele alınıyor. Okuldan savaşa, marketten ibadethanelere kadar uzanan bu bitmek bilmez yolculuklar, yaşlılıkla birlikte hastane ziyaretlerine dönüşüyor ve sonunda tüm bu koşturmanın elle tutulur bir anafikir ya da kalıcı bir değer bırakıp bırakmadığı sorusu havada kalıyor. Hikayenin kaçınılmaz sonu ise, başkaları tarafından mezarlığa taşınma gerçeğiyle okuyucuyu yüzleştiriyor.
Roman, bu evrensel tabloyu üç farklı karakterin sıra dışı yaşamları üzerinden somutlaştırıyor. İlk olarak, yüzünün uyandırdığı nefret yüzünden maske takmak zorunda kalan ünlü bir yazar karşımıza çıkıyor. Ardından, kendi isteğiyle köleliği seçen bir kadın ve son olarak, kayıp yakınlarının acısını dindirme yeteneğine sahipken bu iyiliği kendi ruhunu çürüterek ödeyen bir adamın hikayesi aktarılıyor. Bu üç ayrı karakterin maskesi, teslimiyeti ve yeteneği, tek bir ana hikayenin farklı veçheleri olarak birbirine bağlanıyor.
Ebeoğlu, bu karakterler aracılığıyla nefret ve aşk, esaret ve özgürlük, ölüm ve doğum arasındaki sınırların ne denli bulanık olduğunu ustalıkla işliyor. Yazar, yaşamın büyük bir şaka olduğunu ve bu oyunun kendi kurallarıyla oynandığını okuyucuya hissettiriyor. “Olmayacak Şeylerin Romanı,” kaderin ironik oyunlarını, toplumsal normların çoğu zaman absürt kalan yapısını ve insanın varoluşsal arayışlarının en uç noktalarını sorguluyor. “Hoşkusur” olarak adlandırılan estetik bir yaklaşımla örülen bu eser, duygusal bir mutasyon geçiren modern çağın aynasında, insanın kendine yabancılaşmasının tekinsiz bir kaydını tutuyor ve okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor.
