Cormac McCarthy, modern Amerikan edebiyatının en etkileyici isimlerinden biri olarak, sıklıkla Herman Melville ve William Faulkner gibi büyük yazarlarla kıyaslanır. Kariyeri boyunca Güney gotiği, Western ve postapokaliptik türlerde kaleme aldığı başarılı eserlerle Pulitzer, National Book, National Book Critics Circle ve MacArthur Fellowship gibi prestijli ödüllere layık görülmüştür. Yazarın külliyatının zirve noktalarından biri addedilen Kan Meridyeni, şiddet, tarih ve insan doğasının en karanlık yönleriyle yüzleştiği, vahşetin ve dilin sınırlarını zorlayan, türünün eşsiz bir başyapıtı olarak öne çıkar.
Hikaye, 1849 yılında, ABD-Meksika sınırının kanla çizildiği, çölün ve kurşunların hüküm sürdüğü acımasız bir dönemde geçer. Evinden kaçan genç bir çocuk, kaderinin peşinde Teksas’ın çorak arazilerine sürüklenir ve John Joel Glanton liderliğindeki kana susamış bir çeteye katılır. Ahlaki değerlerin ve merhametin çoktan unutulduğu bu topraklarda, kelle avcılarından oluşan bu grup, yerlileri, Meksikalıları ve yollarına çıkan her canlıyı acımasızca katlederek, adım attıkları her toprağı adeta bir yeryüzü cehennemine çevirir. Bu kanlı yolculuğun en ürkütücü ve esrarengiz figürü ise, devasa cüssesi, derin felsefi çıkarımları ve tekinsiz bilgeliğiyle dikkat çeken Yargıç Holden’dır. Yargıç için savaş, basit bir yıkım aracı olmaktan öte, evrenin nihai dansı ve insan varoluşunun en katı hakikatidir.
İnsanın içindeki ilkel vahşeti, tarihin kanla yazılmış hafızasını ve kıyametvari bir hissiyatı hem lirik hem de sert bir dille aktaran Kan Meridyeni, Batı mitini kökünden sarsan, unutulması imkânsız epik bir destan niteliğindedir. Eser, İlahi Komedya‘nın Cehennem bölümüne, İlyada ve Moby Dick‘e benzetilen, olağanüstü ve nefes kesici bir başarı olarak nitelendirilmiş; aynı zamanda tüm Westernleri sona erdiren Western ve belki de bu yüzyılın en korkunç kitabı olarak tanımlanmıştır.
