Ayşen Yenilmez’in kaleme aldığı ve “Doğal Düşman” serisinin ilk halkasını oluşturan “Çürümüş Kelimeler” adlı roman, İkinci Adam Yayınları tarafından okuyucularla buluştu.
Bu eser, kendini arayış içindeki bir kadının hikayesini merkezine alırken, birbirini “doğal düşman” olarak algılayan insanların hayata tutunma çabalarını, derin aşklarını, yoğun nefretlerini, pişmanlıklarını, kayboluşlarını ve ardından gelen yeniden doğuşlarını etkileyici bir dille anlatıyor. Roman, aynı zamanda doğanın büyüleyici sırlarını, nesillerden nesillere aktarılmış halk takvimlerinden süzülüp gelen bilgileri ve mavinin, yeşilin eşsiz güzelliklerini gözler önüne seriyor.
Ana karakter Arize, annesinin davranışlarını anlamlandırma ve onu kavrama çabası içindeyken hastalığa yakalanır. Babasını anlama gayretindeyken ise her canlının kendine özgü bir doğal düşmanı olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Yaşadığı tüm bu deneyimlerin ardından, hem hayatla hem de kendisiyle yeniden tanışmak için çıktığı bir yolculukta, insanın kendi doğal düşmanını aramaya başlar.
Roman, insanın doğal düşmanının sevda mı, öfke mi yoksa belki de kahkahaları mı olduğunu sorgulatıyor. Yalnızlığın insanı yok ettiği gibi, kalabalıkların da insana yenik düşürebileceği ihtimalini araştırıyor. İnsanı her şeye düşman yapanın beklemek mi, yoksa beklerken yapılanlar ya da insandan beklenenler mi olduğunu irdeliyor. Ve yazılan o hikayelerde ortaya çıkmayı bekleyen gerçekleri taşıyan kelimelerin, insanı hem başkalarına hem de en acısı kendisine düşman edip etmediğini derinlemesine inceliyor.
Bu sorulara yanıt arayan Arize, bir yandan da kayıp babasını bulma mücadelesi verirken, kendisine uzanan yaşam davetiyle her kelimenin anlamını ve haklılığını sorgulayarak kendi eksik kalan yönlerini tamamlamaya çalışır. Zira roman, “Senin sevilmeye, benim sevmeye; benim affedilmeye, senin affetmeye; senin birini tanımaya, benim biri tarafından tanınmaya; ikimizin de yaşamaya ihtiyacı var” diyerek insan doğasının temel ihtiyaçlarını vurgular.
Kelimelerin gücüne dikkat çeken eser, mutluluktan hüzne, pişmanlıktan vurdumduymazlığa kadar her duygunun kelimelerde bir karşılığı olduğunu, hatta çoğu zaman bir adı ve soyadı bulunduğunu belirtir. Kelimeler aracılığıyla insanların hayatına dahil olunur; şiddet de şefkat de kelimelere gizlenir. Bu yüzden affetmek, affedilmek, sevmek ve sevilmek gibi kavramlar, yaşamaya devam edebilmek, ruhu özgürleştirmek, vicdanı rahatlatmak, şiddeti göz ardı etmek ve geçmişin izlerini örtmek için kullanılan kıymetli sözcüklerdir. Bu sözcükler sayesinde insan, yaşama aktif olarak katılabilir.
