Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ikamet eden yüzden fazla yazar, çizer, gazeteci ve sanatçı, komedyen Deniz Göktaş’ın derhal serbest bırakılması yönünde ortak bir talepte bulundu. Türkiye’de sahnelediği son gösterisinde kullandığı bazı mizahi ifadeler nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “dini değerleri alenen aşağılama” suçlamalarıyla tutuklanan Göktaş’ın durumu, uluslararası kamuoyunda düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda endişeleri artırdı.
Almanya’nın ilk Türk kökenli kabare sanatçısı Şinasi Dikmen, rapçi Ezhel, gazeteci Can Dündar, tiyatrocu Atilla Cansever ve halk ozanı Âşık Şahturna gibi farklı disiplinlerden tanınmış isimlerin de aralarında bulunduğu bu geniş grup, yayınladıkları açıklamada, düşünce özgürlüğü, sanat ve mizahın demokratik yaşamın temel unsurları olduğunu vurguladı. Toplumu güldürürken aynı zamanda düşündüren ve sorgulatan mizahın, demokrasinin vazgeçilmez bir parçası olduğu belirtildi.
Sanatçıların ve mizahçıların, tarihin her döneminde iktidarı, toplumsal sorunları ve gündelik hayatı eleştiren eserler ürettiğine dikkat çekilirken, bu eleştirel üretimin ifade özgürlüğünün en önemli alanlarından biri olduğunun altı çizildi. Açıklamada, eleştiri, mizah ve sanatın demokratik toplumlarda cezalandırılmaması, aksine korunması gereken değerler olduğu ifade edildi. Herhangi bir fikre katılmamanın, o fikri cezai yaptırımla susturmanın gerekçesi olamayacağı vurgulandı.
Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesinin, sadece herkesin beğendiği veya zararsız kabul edilen düşünceleri değil, aynı zamanda rahatsız edici, eleştirel ve mizahi ifadeleri de güvence altına aldığına işaret edildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, hicvin abartı ve kışkırtma unsurları içerebilen meşru bir ifade biçimi olarak kabul edildiği ve bu tür ifadelerin cezalandırılmasının demokratik kamusal tartışmalar üzerinde caydırıcı bir etki yaratacağının belirtildiği hatırlatıldı.
Anadolu’nun Nasrettin Hoca, Mevlana, Karagöz ve Hacivat gibi hoşgörü ve zekâ sembollerini barındıran zengin kültürel mirasına vurgu yapılarak, sanatçıların bu topraklarda cezai yaptırım korkusu olmadan kendilerini özgürce ifade edebilmeleri gerektiği belirtildi. Osmanlı’da Diyojen gibi mizahın kurumsallaşmış örneklerinin bulunduğu bir kültürün mirasçıları olarak, tüm demokratik kamuoyu, ifade özgürlüğüne, hukukun üstünlüğüne ve adil yargılanma hakkına sahip çıkmaya davet edildi.
Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararının ifade özgürlüğü açısından endişe verici olduğu ve kınandığı dile getirilen açıklamada, özgür bir toplumun eleştiri ve mizahla barışık olması gerektiğine olan inanç yinelendi. İmzacılar, tutuklama kararının AİHS’nin 10. maddesi ışığında yeniden değerlendirilmesini ve Göktaş’ın temel hak ve özgürlükler çerçevesinde derhal salıverilmesini beklediklerini ifade etti. Kutuplaşmanın yerini barışa, hoşgörüye ve özgür düşüncenin egemen olduğu neşeli bir geleceğin temenni edildiği belirtildi.




