Türk edebiyatının önemli isimlerinden Orhan Veli Kanık’ın 13 Nisan 1914’te dünyaya geldiği İstanbul Beykoz’daki tarihi ahşap köşkün geleceğine ilişkin belirsizlik devam ediyor. Yaklaşık bir asırlık geçmişe sahip yapı, 2026 yılının şubat ayında satışa çıkarılmış olmasına rağmen aradan geçen aylara karşın kamuoyuna yansıyan resmi bir gelişme bulunmuyor.
Satış kararı kültür çevrelerinde gündem olmuştu
Yalıköy Mahallesi’nde yer alan üç katlı ahşap köşk, bakım ve restorasyon maliyetlerinin karşılanmasının zorlaşması nedeniyle yaklaşık 80 milyon TL bedelle satışa çıkarılmıştı. Kararın ardından edebiyat ve kültür dünyasından birçok isim, yapının kamu tarafından satın alınarak müzeye dönüştürülmesi çağrısında bulunmuştu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beykoz Belediyesine yapılan çağrılarda, Orhan Veli’nin doğduğu evin korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği vurgulanmıştı.
Resmi bir açıklama yapılmadı
Temmuz 2026 itibarıyla ilgili kamu kurumlarının internet sitelerinde, yapının satın alındığına, kamulaştırıldığına ya da restorasyon programına alındığına ilişkin herhangi bir resmi açıklama yer almıyor. Aynı şekilde evin yeni bir özel mülk sahibine satıldığına dair doğrulanmış bir bilgi de kamuoyuyla paylaşılmış değil.
Mevcut tablo, tarihi yapının geleceğine ilişkin sürecin henüz netlik kazanmadığını gösteriyor.
Yalnızca bir doğum evi değil
Beykoz Yalıköy Mahallesi İshakağa Yokuşu’nda bulunan yapı, yalnızca Orhan Veli’nin doğduğu ev olmasıyla değil, İstanbul’da günümüze ulaşan nadir ahşap sivil mimari örneklerinden biri olmasıyla da kültürel önem taşıyor.
Şairin ailesi 1930’lu yılların başına kadar bu evde yaşamını sürdürdü. Yapı daha sonra, 1939 yılında Orhan Veli’nin kız kardeşi Füruzan Yolyapan tarafından Mustafa Hayrettin Özer’e satıldı. O tarihten bu yana Özer ailesinin mülkiyetinde bulunan ev, uzun yıllardır özel mülk olarak korunuyor.
Ev sahibi Osman Özer, satış kararının en önemli nedeninin giderek artan bakım ve onarım maliyetleri olduğunu açıklamıştı. Uzmanlar ise yüz yılı aşkın ahşap yapıların korunmasının düzenli bakımın yanı sıra kapsamlı ve maliyetli restorasyon çalışmaları gerektirdiğine dikkat çekiyor.
Müze önerisi gündemdeki yerini koruyor
Edebiyat çevreleri, tarihi yapının yalnızca korunmasının değil, aynı zamanda yaşayan bir kültür merkezine dönüştürülmesinin önemine vurgu yapıyor.
Olası bir müze projesi kapsamında yapının;
- Orhan Veli ve Garip akımını anlatan kalıcı sergilere,
- şiir dinletileri ve edebiyat söyleşilerine,
- araştırmacılar için arşiv çalışmalarına,
- çocuklar ve gençlere yönelik yaratıcı yazarlık ile şiir atölyelerine
ev sahipliği yapabileceği ifade ediliyor.
İstanbul’da Tevfik Fikret’in Aşiyan’daki evi ile Sait Faik Abasıyanık’ın Burgazada’daki evi, edebiyatçıların yaşam alanlarının müzeye dönüştürülerek kültürel hafızaya kazandırılmasına örnek gösteriliyor.
Sürece ilişkin sorular yanıt bekliyor
Satış kararının duyurulmasının üzerinden yaklaşık beş ay geçmesine rağmen sürecin hangi aşamada olduğu bilinmiyor.
Kamuoyunda, Kültür ve Turizm Bakanlığının yapıyla ilgili herhangi bir çalışma başlatıp başlatmadığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veya Beykoz Belediyesinin mülk sahibiyle satın alma ya da tahsis konusunda görüşme yapıp yapmadığı ve tarihi yapının satış sürecinin devam edip etmediği gibi sorular ise yanıt beklemeyi sürdürüyor.
