Lucy Maud Montgomery’nin sevilen eseri “Yeşilin Kızı Anne”nin devamı olan “Avonleali Anne”, Elips Kitap tarafından yayınlandı. Hatice Vildan Topaloğlu’nun titiz çevirisiyle okuyucuya ulaşan bu kitap, Anne Shirley’in hayatının önemli bir evresini konu alıyor. Anne, 17 yaşına adım adım büyüyerek genç kızlığın getirdiği yeni deneyimlere ve güzelliklere tanık oluyor. Hikaye, Matthew’un vefatından sonra Marilla ile birlikte Avonlea’de yaşamaya başlamasıyla başlıyor. Marilla’nın yalnızlığı gidermek ve ona destek olmak amacıyla burada öğretmenlik yapmaya başlayan Anne, sınıfındaki farklı öğrencilerin hayatlarına dokunuyor. Bazen zorlayıcı olsalar da, Anne’in sıcaklığı ve hayal gücüyle her çocuğun kalbini kazanmayı başarıyor. “Avonleali Anne”de Anne’in maceraperest ruhu ve hayal gücü, huysuz…
Yazar: Edebi Bülten
Donald Trump’ın 3 Ocak’ın ilk saatlerinde duyurduğu ve Maduro ile eşi Cilia Flores’in yakalandığını açıkladığı operasyon, dünya genelinde büyük yankı uyandırdı. Yıllardır insan hakları ihlalleri, uyuşturucu kaçakçılığı ve yolsuzluk suçlamalarıyla anılan Chavista yönetiminin sona erdiği iddiası, başta Venezuela olmak üzere Latin Amerika’da geniş kesimler tarafından sevinçle karşılandı. Ancak uluslararası sol çevrelerden bazı isimler, ABD’nin askeri müdahalesini eleştirdi. Bu isimlerin başında gelen Stephen King, Trump yönetiminin adımını sorgulayan bir paylaşım yaparak tartışmaların odağına yerleşti. ABD Adalet Bakanı Pam Bondi’nin açıklamasına göre Maduro, “narco-terörizm komplosu” başta olmak üzere çeşitli suçlamalarla ABD mahkemelerinde yargılanacak. Trump ise operasyonu “kusursuz bir görev” olarak nitelendirirken, yakalanma…
Hasan Aksakal tarafından derlenen ve Ahmet Fethi Yıldırım’ın çevirisiyle Beyoğlu Kitabevi etiketiyle yayınlanan “Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar” adlı eser, düşünür Hannah Arendt’in, özellikle de totalitarizmin eleştirmeni olarak kurulan imgesini sorgulamaya yönelik önemli bir çalışmadır. Kitap, Arendt’in Avrupalı-olmayan halklar, sömürgecilik, ırk, dekolonizasyon ve Üçüncü Dünyanın özgürlük mücadeleleri konusundaki bakış açısını eleştirel bir şekilde inceleyerek, Arendt’in çalışmalarında gözden kaçan veya yeterince vurgulanmayan noktaları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Derleme, Arendt’in Amerikan istikrarcılığını savunması, Fransız sömürgeciliğinin Cezayir’deki suçlarına yönelik tavrı ve Küresel Güney’in anti-kolonyal mücadelelerine gösterdiği ilgisizlik gibi konulara odaklanmaktadır. Bu bağlamda, Patricia Owens, Samuel Moyn, Michael D. Burroughs, Adam Y. Stern ve Richard…
Amerigo Vespucci’nin mektupları, keşifler çağının karmaşık ve tartışmalı figürlerinden Amerigo Vespucci’nin gözünden, ilk kez tam metin olarak Türkçeye kazandırılıyor. Kafka Kitap tarafından yayımlanan bu çalışma, C.R. Markham tarafından derlenen ve Aykut Cumbul’un çevirisiyle sunulan, Ulaş Töre Sivrioğlu’nun sunuş yazısını içeren “Mektuplar” adlı derleme, okuyucuyu beş asır öncesine götürüyor. Kitap, Vespucci’nin “Yeni Dünya”nın keşfine dair gözlemlerini, Portekiz Kralı’na sunduğu raporlarını, İspanyol yurttaşlığına alınma belgesini ve Kolomb’un oğluna yazdığı mektupları bir araya getirerek, Amerika kıtasının adının nasıl belirlendiği sorusunun ardındaki tarihsel gerçeği ortaya koyuyor. Vespucci’nin mektupları, Kolomb’un yolculukları hakkında daha detaylı bilgiler sunarken, aynı zamanda bu iki büyük kâşifin sessiz bir rekabetini…
Müge İplikçi’nin yeni romanı “Sahte Cennetten Kaçış”, okurları derin bir psikolojik ve toplumsal sorgulamaya davet ediyor. Roman, gazetecilik merakıyla başlayan Selin’in, bir tarikatın karanlıklarına sürüklenmesini ve bu karanlıktan kurtulma mücadelesini konu alıyor. Selin’in, tarikatın “Frekans Odası”nda yaşadığı travmatik deneyimler, hafızasının, iradesinin ve kimliğinin parçalanmasına yol açıyor. Bu süreçte, Selin’e sığınabileceği tek kişi arkadaşı Handan oluyor. Handan, Selin’i ararken sadece bir kadının kayboluşunu değil, aynı zamanda tarikatın nasıl işlediğini, kadınları nasıl susturduğunu ve yönettiğini de gözler önüne seriyor. Roman, yaşar’ın manipülasyonları, tarikatın baskısı, aile içi sorunlar, kırılgan ilişkiler ve bir bebeğin belirsiz geleceği gibi karmaşık temaları bir araya getiriyor. Selin’in, itaatin…
Halid Ziya Uşaklıgil’in “Mai ve Siyah” adlı eseri, Elips Kitap tarafından yayınlanan bu yeni basımıyla okurlarla buluşuyor. Servet-i Fünun ve Cumhuriyet Dönemi Türk romanının gelişimine önemli katkıları olan Ziya’nın bu romanı, Batılı bir kimlik arayışının yansıması olarak değerlendiriliyor. Romanın temelinde, arzu kavramı yer alıyor ve bu motif, tüm karakterlerin ortak noktası olarak öne çıkıyor. Ziya, “Beşer hayatı” kavramıyla insanı ve iç dünyasını merkeze koyarak, okuyucuyu karakterlerin derinliklerine çekmeyi amaçlıyor. Karakterler, Ziya’nın içinde biçimlendiği toplumun bir parçası olarak, yaşadığı sancıları ve kültürel kırılmaları yansıtıyor. Anlatıcı, ders vermekten veya otorite göstermekten kaçınırken, özerk bir edebiyat anlayışını benimsemiş. Bu durum, Ziya’nın eleştirilmesinde de…
Mert Bayram’ın yeni şiir kitabı Kendi Adımıza ve Konuşamayanlar Adına Konuşmalıyız, Fabrik Kitap tarafından yayımlandı. Bu koleksiyon, şairin üçüncü şiir kitabı olma özelliği taşıyor ve 25 Aralık 2025 tarihinde okuyucuyla buluşacak. Kitap, on altı şiirden oluşuyor; bunlardan altısı daha önce çeşitli dergilerde ve fanzinlerde yayınlanmışken, diğer on şiir ise ilk kez bu eserle okuyucuya sunuluyor. Kendi Adımıza ve Konuşamayanlar Adına Konuşmalıyız, 2024 Eylül’ünden Haziran’ına uzanan dokuz aylık bir dönemde şairin deneyimlerini ve düşüncelerini yansıtıyor. Şiirler, bireyin kendiyle kurduğu ilişkiyi, toplum içindeki yerini ve modern hayatın getirdiği yabancılaşma gibi derin varoluşsal temaları ele alıyor. Bayram’ın şiirlerinde, yalın bir dil ve dikkatli…
Özden Selim Karadana’nın Epona Yayınları aracılığıyla çıkan ilk öykü kitabı “Yeryüzünün Zararları”, okuyucuyu sıradan hayatların ardındaki kırılganlıklarla yüzleştiren bir eser. Kitap, büyük ve çarpıcı olaylar yerine, zamanla biriken duygusal yaraları ve insanların birbirleriyle iletişim kurmakta zorlandığı anları merkeze alıyor. Hikayeler, aile içi sessizliklerden, çocuklukta kalan travmalardan, yetişkinlikte taşınan eksikliklere ve gündelik hayatın içinde hissedilen görünmez yalnızlıklara odaklanarak, okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor. Karadana’nın anlatımı, sade ve yer yer şiirsel bir üslupla sunuluyor. Ancak bu üslup, yazarın okuyucuyla mesafeli bir ilişki kurmasını engellemiyor. Öyküler, okuyucuyu yüksek sesle konuşmaya teşvik etmek yerine, olayları ve duyguları dikkatle gözlemlemeye davet ediyor. Kitapta, çocukluk anılarıyla…