Türk edebiyatının dünya çapında tanınan en önemli isimlerinden Nâzım Hikmet Ran’ın hayatını kaybetmesinin üzerinden 63 yıl geçti.
Yazar: Edebi Bülten
David B. Reskin’in “Bilim Etiği” adlı eseri, Ayrıntı Yayınları’nın Vicdan Mutlu çevirisiyle okurlarla buluştu. Kitap, günümüz dünyasında etik perspektifin yeniden gündeme gelmesinin gerekliliğini vurguluyor. Piyasa mantığının, pozitif ve sosyal bilimlerdeki kuramsal çalışmaların ve uygulamaların değer sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten eser, kuramsallaştırma, veri toplama, literatür tarama, analiz, deney tasarımı, denek seçimi ve bilgilendirilmesi, bulguların kanıtlanması ve pratik hayata aktarılması aşamalarında hangi ölçütlerin kullanılacağı sorusunu gündeme taşıyor. Özellikle son yıllarda gen teknolojileri ve klonlama konusundaki tartışmalar, bilim, piyasa ve etik arasındaki ilişkiye dair yeni epistemolojik sorular ortaya çıkarmaktadır. Bilimsel düşüncenin suiistimal riskini dışlayan bir yapı olduğu varsayımıyla, bilim nesnel ve tarafsız,…
Kaan Karacaalp, fantastik ve bilim kurgu alanındaki eserleriyle tanınan yazar, yeni romanı “Şafağın Kurtları” ile okuyucularının karşısına çıktı. Kitap, Perseus Yayınevi’nin katılımıyla basıldı ve yazarın daha önce oluşturduğu evreni daha geniş bir çerçeveye oturtuyor. Roman, antik tanrıların, gizli örgütlerin ve günümüz dünyasında hâlâ süren görünmez çatışmaların etrafında örülü bir kurgu sunuyor. Hikâye, yüzyıllar önce başlayan büyük bir güç mücadelesinin günümüz şehirlerine yansımalarına odaklanıyor; İstanbul, Moskova ve Kiev gibi metropoller bu mücadelenin odak noktaları hâline geliyor. Karakterler, tarihsel kökleriyle modern yaşamın karmaşası içinde hayatta kalma ve bir avantaj elde etme çabası içinde ilerlerken, okuyucu da çok katmanlı bir anlatının içinde kayboluyor. “Şafağın…
İhsan Kurt, Cemil Meriç’in edebiyat üzerine geliştirdiği kapsamlı düşünce sistemini ve Jacques Derrida’nın yapısöküm yaklaşımını bir araya getiren yeni kitabını Umay Yayınları’nın raflarına koydu. Türk entelektüel dünyasının önde gelen isimlerinden Meriç, edebiyatı yalnızca bir sanat dalı olarak değil, medeniyet inşasının, hakikat arayışının ve kültürel kimliğin belirleyici unsuru olarak tanımlamıştı. Ona göre edebiyat, bir milletin ruhunun deney düzlüğü; kelimeler ise düşüncenin giysileri olarak işlev görür. Kurt’un çalışması, Meriç’in dağınık notalarında saklı kalan bütünsel edebiyat görüşünü gün yüzüne çıkarmayı amaçlıyor. Edebiyatın tanımı, işlevleri ve ilişkili olduğu disiplinler üzerinden yapılan detaylı analizde, Meriç’in George Orwell, Terry Eagleton, Nermi Uygur ve Mme de Staël gibi yazarlarla kurduğu…
Benjamin Farrington’un kaleme aldığı Darwin Gerçekte Ne Dedi? adlı eser, tarihsel ve kavramsal bir perspektiften Charles Darwin’in düşüncelerini yeniden değerlendiriyor. Kitap, Darwin’i bir kahraman ya da bir düşman olarak sunmak yerine, onun 19. yüzyılın bilimsel ve toplumsal ortamındaki konumunu bütünlük içinde ele alıyor. Doğal seçilim teorisinin bilimsel dayanaklarını kabul ederken, Darwin’in biyolojik süreçlerle toplumsal olgular arasındaki ayrımı sağlayamamasının yarattığı sonuçları detaylı bir biçimde ortaya koyuyor. Eserde, sosyal darvinizmin ideolojik yanları, insan bilincinin ve kültürün biyolojiye indirgenmesi gibi tehlikeli eğilimler inceleniyor. Gregor Mendel’in genetik çalışmasının Darwin tarafından göz ardı edilmesinin arkasındaki nedenler, “pangenesiz” gibi günümüz evrim kuramını zorlayan çıkmaz fikirler de…
Cüneyt Gültakın’ın son eseri Yolun Uğuru, şehir yaşamının çalkantılı temposundan kaçıp içsel bir keşfe yönelen bir insanın öyküsünü, edebiyat, felsefe ve manevi sorgulamalarla harmanlayarak sunuyor. Destek Yayınları’nın listesine giren bu roman, modern hayatın labirentinde kaybolmuş bir bireyin kendi özüne ulaşma çabasını detaylı bir biçimde aktarıyor. Metinde vurgulanan temel sorular “Ben kimim?”, “Nereden geliyorum?” ve “Hayatın gerçek amacı nedir?” gibi evrensel temalar, tek bir karakterin yolculuğu üzerinden işleniyor. Başkarakter, günlük rutininin tekdüzeliğinden sıyrılarak gizemli bir köyde kendini tanıma sürecine adım atıyor. Köyde tanıştığı insanlar ve yaşadığı deneyimler, geçmişiyle hesaplaşmasını sağlarken yeni bir varoluş kapısını aralıyor. Gerçek ile hayalin iç içe geçtiği…
Selda Uygur’un “Yalvaç” adlı eseri Bilgi Yayınevi tarafından okuyucularla buluştu. Kitabın tanıtım bülteninde şu çağrıyı duyuyoruz: “Gel, senin çocukluğunun geçtiği sokağa gidelim. Kim olduğun fark etmez. Zamana uy, büyünün bir parçası ol yeter.” İnsanın ruhu, tarih boyunca kaç kez yeniden doğar? On bir yaşındaki Gece, imkânsız bir aşkın pençesinde kalırken, çok daha eski zamanlarda ateş gibi tutku taşıyan Alva ile buluşur. Antik Roma’da mermer oyarak köleliğini sona erdirmeye çalışan Livia ve aslanların önüne cesurca atılan Tekla da bu zincirin diğer halkalarıdır. İlk çağlardan günümüze uzanan bir dizi hikâye, dışlanmış, sürülmüş ve gölgede bırakılmış ruhların yeniden beden bulma çabasını anlatır. Uygur,…
Roman, Mandarin Çincesi dilinde yazılmış ve ödülü kazanan ilk eser olarak edebiyat dünyasında dikkat çekti. Tarihsel bir aşk hikâyesini postkolonyal bir anlatıyla buluşturan roman, Tayvan’a gastronomi gezisi için gelen Japon bir kadın yazarın seyahat notları üzerinden ilerliyor. Hikâyede, kadın yazar ile ona rehberlik eden yerel tercüman arasında gelişen çok katmanlı ilişki ön plana çıkıyor. Uluslararası Booker jürisinin başkanı İngiliz romancı Natasha Brown, eseri “büyüleyici” ve “ince alaycı bir zarafete sahip” sözleriyle değerlendirdi. Jüri ayrıca Lin King’in İngilizce çevirisinin, romanın dil ve iletişim üzerine kurduğu yapıyı daha da güçlendirdiğini belirtti. Toplam 50 bin sterlin değerindeki ödül, yazar ve çevirmen arasında eşit…