Kitap, Türk tarihinin geniş bir coğrafyaya yayılan izlerini takip ederek, farklı halkların, toplulukların ve ulusların Türklerle tiyatroya ilişkin etkileşimlerini, zaman içindeki değişimleri ve dönüşümleri anlatıyor. Hilmi Zafer Şahin, 36 yıl boyunca İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda dramaturg olarak çalışmış ve 2012-2014 yılları arasında Genel Sanat Yönetmenliği yapmış bir isimdir. Aynı zamanda farklı üniversitelerde sahne sanatları bölümlerinde dersler vermiş, tiyatro alanında çeşitli yazılar ve incelemeler kaleme almıştır. Kitabında, geleneksel Türk tiyatrosunun tarihsel kaynaklarına ve gelişimine kronolojik bir bakış sunarak okurlara derinlemesine bir anlatı sunar. “Geleneksel Türk Tiyatrosu”nda Kukla, Köy Seyirlik Oyunları, Meddah, Karagöz, Orta Oyunu gibi geleneksel tiyatro formlarının yanı sıra,…
Yazar: Edebi Bülten
Fiziki ve dijital olarak basılan kitap, çevrimiçi platformlarda erişime açıldı. Kitabın fiziki kopyasına ulaşmak isteyenler, DİSK Genel Merkezi’ne şahsen başvurabilecekleri gibi diskar@disk.org.tr adresinden de talep ederek ücretsiz olarak temin edebilirler. Kitap, DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından 2020-2023 yılları arasında gerçekleştirilen araştırma çalışmalarının bir derlemesini içermektedir. İlk olarak Eylül 2019’da yayımlanan “Emek Araştırmaları 2016-2019” kitabından sonra gelen bu ikinci derleme, DİSK-AR’ın aylık araştırma bültenleri, raporları ve tematik araştırmalarının bir araya getirilmesiyle oluşturuldu. Kitap, çeşitli tematik başlıklar altında Türkiye’deki emeğin durumunu ele alıyor. Bu başlıklar arasında asgari ücret, gelir dağılımı ve bölüşümü, işsizlik sigortası fonu, işçi sağlığı ve iş güvenliği, sendikalaşma, vergilendirme,…
Yazarın önceki eserlerinde olduğu gibi, doğa, dostluk, bilgelik ve yolculuk temalarına odaklanan kitap, fantastik öğelerle zenginleştirilmiş bir hikayeyi okuyucularla buluşturuyor. Roman, leyleklerin göç etmeyi bırakması ve kabilesiyle sıcak bir ülkeye göç etmeyi reddeden Komaçi’nin maceralı yolculuğunu konu ediniyor. Yolculuk sırasında Komaçi, doğanın serzenişlerine tanık olurken, birlikte hareket etmenin sorunlara çözüm olabileceği gerçeğiyle yüzleşiyor. Kitabın kapak ve iç resimleri Funda Mengilli tarafından özenle çizilmiştir, bu da okuyuculara görsel bir zenginlik sunmaktadır. “Çiya Ülkesine Yolculuk”, Banu Bozdemir’in önceki eserlerinde olduğu gibi, içsel bir keşif yolculuğuna davet ediyor okurları. Doğa ve dostluk temasıyla örülü bu kitap, okuyuculara hem eğlenceli hem de düşündürücü bir…
Bayburt tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla bilinen Gider, 24 yaşındaki oğlu Mürsel Yusuf Gider ile birlikte aynı sıraları paylaşarak üniversite eğitimine başladı. Tarih alanındaki bilgisini ve tecrübelerini aktarmak için ‘Tarih Yazımında Kısa Bir Yöntem’ isimli bir kitap kaleme aldı. Ancak kitabını yüksek maliyetlerden dolayı bastıramamaktan dert yanan Gider, bu durumu üzüntüyle dile getirdi. Gider, hayatında okumaya büyük önem verdiğini ve tarihle ilgili olarak uzun yıllar kitaplar okuduğunu belirtti. Üniversite eğitimine başlamak için 70 yaşından sonra adım atan Gider, bu kararının ardında yatan motivasyonu, inandığı bir konuyu gerçekleştirmek olduğunu açıkladı. Akademik bir terbiyeyle kitap yazmaya karar veren Gider, tarih alanında genellikle yabancı…
Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen fuar, roman, deneme, hikaye, polisiye, araştırma, sanat, tasarım, tarih, sinema, gezi, şiir, hobi, eğitim, biyografi ve yemek gibi çeşitli alanlarda kitapları okuyucularla buluşturdu. Yazarlar, imza etkinlikleri ve söyleşilerle okurlarla bir araya gelerek fuara renk kattılar. Kitapseverler, fuarda Diyanet Yayınları’nın “Sizin Ömrünüz Kaç Saniye”, “Ramazan Biraz da Annedir” ve “Ta-ha 121” kitaplarını imzalayan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Ali Tökel’e yoğun ilgi gösterdi. Tökel, fuara olan büyük ilgiden memnuniyetini dile getirerek kitapların önemine vurgu yaptı ve kitabın insanın yenilenmesi ve tazelenmesi anlamına geldiğini belirtti. Çocuk kitapları yazarı Cansu Demirbağ da…
Büyülü gerçekçilik türünün öncülerinden olan Kolombiyalı yazarın son eseri olarak kabul edilen bu kitap, Can Yayınları’nın Çağdaş Serisi çatısı altında yayımlanacak. Kitabın Türkçe çevirisi Emrah İmre tarafından yapılmış olup, editörlüğünü Didem Bayındır ve düzeltisini Aylin Samancı Elmasdağ üstlenmiştir. Kapak tasarımı ise Utku Lomlu’ya aittir. 2014 yılında vefat eden Márquez’in oğulları Rodrigo ve Gonzalo García Barcha’nın onayıyla basılan “Ağustosta Görüşürüz”, yazarın önceki eserlerinden farklı bir hikayeyi ele alıyor. Ana Magdalena Bach karakterinin hüzünlü öyküsünü merkeze alan bu kitap, Karayip adasında yaşanan olayları ve Ana’nın her yıl ağustos ayında yeni bir sevgili bulma ritüelini konu ediniyor. Ana’nın özgürlük, pişmanlık, kişisel dönüşüm ve…
Lokmacı Levent Usta, müşterisi olan bir profesörün talebi üzerine bu etkinliği gerçekleştirdi. Heybeliada Lokmacısı, günlük olarak müşteriler için lokma dökülmesinin yanı sıra, sevdiklerini kaybedenlerin hayır niyetiyle lokma döktürdüğü bir mekan olarak biliniyor. Ancak bu kez, gözlerden kaçmayacak şekilde Spinoza’nın anısına lokma dökülmesi ve mekanın camında Spinoza’nın fotoğrafının sergilenmesi dikkat çekti. Baruch Spinoza, Yahudi kökenli bir Hollandalı filozof olarak bilinir. 17. yüzyılda yaşamış olan Spinoza, düşünceleriyle aydınlanma döneminin önemli isimlerinden biridir. Hayatın amacını, deneyimlerinin sıradan yaşamın içeriğini anlamsız kıldığını fark etmesiyle belirlemiştir. Ona göre, korkuların ve endişelerin kaynağının zihin olduğunu ve gerçek iyilik ya da kötülüklerin zihnin etkisinden başka bir şey…
Neruda’nın yeğeni Rodolfo Reyes, Aralık 2023’te Neruda’nın ölüm dosyasının tekrar incelenmesini talep etti. Mahkeme başlangıçta bu talebi reddetse de, Reyes’in yabancı adli tıp uzmanlarının bulgularıyla desteklemesi üzerine Şili Temyiz Mahkemesi, inceleme talebini kabul etti. Neruda’nın ölümü, 1973’te Şili’deki askeri darbeden sadece 12 gün sonra duyurulmuştu. Zehirlenme iddialarını başlatan ise Neruda’nın ölümünden kısa bir süre önce Meksika’ya sığınma talebinde bulunmasıydı. Adli tıp uzmanlarının yaptığı son incelemelerde, Neruda’nın mezarından çıkarılan bedeninde patojenik bir bakteriye rastlanması, ölümün nedeninin bu bakteriye bağlı olabileceği iddiasını ortaya attı. Eğer bu iddia doğruysa, Neruda’nın ölümüyle ilgili 50 yılı aşkın süredir devam eden spekülasyonlar sona erecek ve tüm…