0

Vincent van Gogh ressamlar kadar yazarları da seviyordu. Van Gogh’un mektupları yakından incelendiğinde edebi açıdan da oldukça başarılı olduğu görülüyor. Özellikle Van Gogh kendisini sanatçı olarak geliştirmek istediğinden edebi eserlere de büyük önem atfediyordu.

Van Gogh’un Okuma Sevgisi

Van Gogh’un okuma sevgisinin başlangıcı muhtemelen Hollanda’nın güneyinde bulunan küçük Zundert köyündeki erken çocukluk döneminde belirlendi. Babasının papaz olması yüzünden her akşam evde kitap okunuyordu. Bu kitapların çoğu dini eserleri ama küçük Vincent’ın zihninde canlandırdıkları muhtemelen çok etkileyiciydi.

Anne ve babasının çocuklara kitaplar okuması van Gogh ailesinin kitaplarla yetişmesine olanak tanıdı. Özellikle kardeşler arasında da sıklıkla kitap değiş tokuşu olurdu.

Evde ise İncil her zaman en iyi kitap olarak görülüyordu. Bunun yanında Alman Romantikleri, Moliere, Victor Hugo, Alexandre Dumas gibi birkaç Fransız yazarının da eseri vardı. Van Gogh’un annesinin ise Emile Zola gibi yazarları “aşırı gerçekçi” bulduğu için sevmediği belirtiliyor.

Victor Hugo’nun romanlarının hepsi de eşit derecede sevilmiyordu. Özellikle anne van Gogh, Hugo’yu “suçluların tarafında” olmakla suçluyordu.

Vincent ise başlangıçta Fransız edebiyatına çok meraklıydı. Bu durum ise babası ile arasındaki gerilimi artırıyordu. Vincent, uzakta olduğu gençlik döneminde aile evine Bir İdam Mahkumunun Son Günü’nü gönderdiğinde ailesinden tepki aldı. Ancak Vincent yazdığı mektupta bu durumu “Ben de Kitab-ı Mukaddes okumaya devam ediyorum; tıpkı Balzac veya Eliot okuduğum gibi,” diye yatıştırdı.

Baba van Gogh vefat ettiğinde Vincent babası için bir tablo yapmaya karar verdi. Atölyesine göz gezdirdiğinde de ilk olarak babasına ait olan devasa bir İncil gözüne ilişti. İncil çok güzel ciltlenmişti ve göz kamaştırıyordu. Van Gogh’un yaptığı bu tablo İncil üzerinden babasının anısını çağrıştırıyordu;

Benzer İçerik:  Latin Amerika’nın Kesik Damarları Ne Anlatıyor?

Ancak resimde İncil’in yanında Fransız romanları arasında sevilen bir kitap olan Zola’nın Yaşam Sevinci kitabını da ekledi.

Temel Dayanak

Van Gogh için okumak yaşamı boyunca temel bir dayanak oldu. Felemenkçe, Almanca, Fransızca ve İngilizce bildiği için Van Gogh eline ne geçerse okuyabiliyordu. Özellikle Balzac sevgisi son derece fazlaydı.

Bunun yanında Van Gogh; Dumas, Zola, Hugo, Daudet, Goncourt, Pierre Loti, Guy de Maupassant’ın yazılarını da severek okudu.

Zola ise Van Gogh’u en çok etkileyen yazardı. 1882 yılında kardeşi Theo’ya “Zola mükemmel bir sanatçı,” diye yazdı. Zola’nın özellikle “bohem insanlığın burjuva üzerindekini zaferini ilan ettiği” için değerli görüyordu.

Edebi açıdan beslendiği kaynaklar resimlerine doğrudan yansıdı. Fransız Romanları Yığınları isimli tablosu tamamen kitap sevgisini ifade ediyordu. Aynı şekilde Yıldızlı Gece tablosu da yine romanlardaki gece tasvirlerinden hareketle çizilmişti.

Yaşamının son dönemlerinde de Van Gogh okumayı bir tutku olarak devam ettirdi ve yine Zola’dan bahsederken şu ifadeleri kullandı: “Adeta her şeyi şiirselleştiriyor. İşte bu çok güzel.”

 

bu yazıyı oylayın!
[Toplam: 2 Ortalama: 5]

Yorumlar

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla İnceleme